4 Temmuz 2012 Çarşamba

Erkeğin Hanımı Üzerinde ki Hakları


EVLİLİK VE AİLE HAYATI (bu sohbet hanım cemaate hıtaben hazırlanmıştır)

الرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ بِمَا فَضَّلَ اللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَا أَنْفَقُوا مِنْ أَمْوَالِهِمْ ۚ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللَّهُ ۚ وَاللَّاتِي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّ ۖ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا ۗ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا

Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür. (nisa 34)
***
Cenab-ı hakk ilk insan ve ilk peygamber adem aleyhisselamı yarattı, ona can verdi ve cennet elbiselerinden giydirdi. Bir kürsi üzerine oturttu. Meleklere emretti, onu omuzlarına alarak gökleri dolaştırdılar ve oradaki acaibatı gösterdiler. Sonra Allah Teâlâ iki kanadı inciden ve vücudu miskten olan bir at yarattı. Haz adem  ata bindi, Cebrail as’da dizginini tuttu. İsrafil sağında Mikail solunda bütün gökleri seyr ve temaşa etti.
Hz. Adem cennette iskan edildiği vakit yalnız kaldı ve yanlızlıktan canı sıkıdı. Allah Teâlâ haz ademe bir uyku verdi. Adem uyuyunca sol eğe kemiğinden Havva’yı yarattı. Cennet elbiseleri ile süsledi. Hz. Havva Hz. Adem’in başucunda oturdu. Hz. Adem uyandı ve Hz. Havva'yı yanıbaşında oturur gördü. Denemek için melekler Âdem'e
-          Bu nedir? Diye sordular. Adem:
-          Kadındır. Dedi. Melekler;
-          Adı nedir? Diye sorduklarında, adem;
-           Havva’dır. Dedi. Melekler;
-          Bu adı nereden aldı? Diye sordular, melekler;
-          Bu adı diriden yaratıldığı için aldı. Dedi. Melekler;
-          Niçin yaratıldı? Dediler. Hz. Adem;
-          Benim için yaratıldı; ikimiz birbirimizle huzur ve sükuna ereriz, dedi.
Nitekim Allah Teâlâ;
هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا ۖ
Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. (araf 189) (envarul aşıkin 39)

Cenab-ı hakk kadını erkeğe bir ikram ve arkadaş olarak halk etmiştir. Ancak bir hanımın bir erkeğe yoldaş olabilmesi helal olabilmesi için evliliği şart koşmuştur. Nikah ile bir hanım bir erkeğe helal olur, böylelikle hanımın kocası, erkeğin karısı üzerine bir takım hak ve vazifeleri olur ki; işte bu hak ve vazifelerden hanım üzerine düşenleri anlatmaya, izah etmeye çalışacağız.
Zira vazifelerini bilerek eşinin hakkına riayet eden hanım hakkında peygamber efendimiz;
 “kocası kendisinden razı olduğu halde ölen her Müslüman kadın cennete girer” buyurmuştur. (ihya 2/147)
Peki eşinin hanımı üzerinde ki hakları nelerdir; bunlardan en mühimi iki tanedir ki; birincisi; kadının kendisini koruyup örtünmesi, yabancılardan muhafaza etmesidir.
İkincisi de; ihtiyacından fazla bir şey istememektir. Zira eğer eşi rızkını helalden kazanıyorsa onu sıkıntıya düşürmemiş olur, eğer haram yoldan temin ediyorsa o zaman da haram olan kazançtan imkan nisbetinde yememiş olur. (ihya 2/151-152)
Eşinin kazandığı mal ile ona eziyet ve sıkıntı vermemeli gücünün yetmeyeceği şeyi istememeli, malının az olması sebebi ile hor ve hakir görerek gönlünü incitmemelidir.
Abdurrahman bin avf (r.a.)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte peygamber efedimiz;
“hangi kadın olursa olsun; geçim derdinden ötürü kocasını üzer, gücü yetmeyeceği bir şeyi kocasından ister ise.. onun  ne farz ibadeti ne de nafile ibadeti makbul olur.”
Abdullah bin Ömer ise şu şekilde rivayet ediyor
-rasulullah efendimizin şöyle buyurduğunu dinledim:
“yerin tamamı altın ve gümüş olsa da, kadın bunları alıp kocasının evine gitse, sonra da günün birinde kocasının başına kakınç olup böbürlenerek dese ki;
-          Sen de kim oluyorsun, mal benim, mülk benim; senin malın yok ki!
Allah onun amellerini boşa çıkarır; ne kadar çok olursa olsun”(dürretül vaizin 2/221)
Bir hanımın eşi ile güzel geçim yollarını öğretmek kadının anne ve babasında olan haklarındandır. Rivayete göre Esma binti Haricatü’l Fezari evlendireceği kızına;
“kızım, alışığın hayattan bilmediğin bir hayata gidiyorsun. Hiçbir suretle tanımadığın bir kimse ile arkadaş oluyorsun. Sen ona yer ol ki, o da sana gök olsun. Sen onun dilediğini yap ki, o da sana istediğini versin. Sen ona döşek ol ki, o da sana yaslanacak direk olsun. Sen ona cariye ol ki, o da sana köle olsun. Herhangi bir şeyde ısrar etme ki, sana kızmasın. Ondan çok uzaklaşma ki, seni unutmasın. Sana yaklaştıkça sende ona yaklaş. Kızdığı zaman, kendini koru. Yüzünü, gözünü ve kulağını muhafaza et ki; güzel kokunu koklasın, güzel sözünü duysun ve güzelliklerini görsün.” Demiştir.
İşte hanımın eşine karşı olan vazifelerini iman sahibi bir anne evladına bu şekilde izah etmiştir. Demek ki; hem hanım hem de erkek birbirlerine anlayış ve sadakat ile muamele etmeli, yumuşak huylu ve itaatkâr olmalıdır. Böyle olduğu takdirde hem Cenab-ı hakkın rızasına muvafık hem de dünya saadeti yaşatacak bir evlilik yapılmış olur.
Bir zatın karısına şu şekilde söylediği rivayet olunmuştur;
“benden af dile ki sevgimiz devam etsin. Hiddetli zamanımda bana bir şey söyleme ki, kalbini kıracak bir söz ile mukabelede bulunmayayım. Bir şey söylerken bangır bangır bağıraraktan söyleme. Çünki daima benim ne halde olduğumu bilemezsin. Fazla şikayet etme! Fazla şikayet sevgiyi azaltır, gönlümü senden soğutur. Gönüller dönerler, kanaatlerini değiştirirler. Sevgi ile eziyet bir gönülde toplanmaz. Bunlar bir araya gelirse, sevgi gönülden göç edip gider.”  Demiştir. (İhya 2/153)
Kadının Cenab-ı hakkın kendisi için razı olduğu eşe sabredip rıza göstermesi lazımdır. Hatta bu sabır ve şükür o derece olmalıdır ki; kadın kendi güzelliği ile kocasına övünmemeli ve kocasını da çirkinliğinden dolayı hor görmemelidir. Esmaî şöyle anlatıyor;
“çölde çok çirkin bir adamın nikahında çok güzel bir kadın gördüm. Kadına; bu çirkin adamla nasıl durabiliyorsun? Dediğimde; sus, belki Allah katında en güzel bir adamdır. Allah ona lütfetti beni verdi. Yahut belki benim büyük bir kusurum vardı da Allah Teâlâ ceza olarak beni buna verdi, günahıma keffaret olur. Allah’ın taksimatına nasıl razı olmayayım. Dedi ve beni susturdu.” (ihya 2/155)
Hanımın kocası bulunmadığı zamanlarda sükut edip bir kenara çekilmesi ve kocası geldiği zaman, neşelenmek ve kocasının gönlünü okşayacak hareketlerde bulunmak da hanımlara düşen vazifelerdendir. Hiçbir suretle kocasına eziyet etmesi muvafık değildir.
Halbuki hepimizin bildiği üzere eziyet sadece fiili surette değildir. Kadın konuşmak sureti ile dahi eşine eziyet edebilir. İşte bundan sakınmak kemiksiz bir parça et ile günaha düşmekten sakınmak lazımdır. Zira Hz. Ebubekir efendimizin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz buyuruyorlar ki;
“hangi kadın dili ile kocasına eziyet eder ise; o kadın; Allah’ın lanetine, dargınlığına, meleklerin ve tüm insanların lanetine uğramıştır.” Buyurmaktadır. (dürretül vaizin 1/220)
Muaz bin cebel peygamber efendimizden şu şekilde rivayet ediyor;
“dünyada bir kadın kocasına eziyet ederse, o erkeğin hurilerden olan zevcesi o kadına hitap ederek, ‘Allah canını alsın, bu adama eziyet etme. O, dünyada senin yanında bir misafirdir. Yakında senin yanından ayrılıp bize kavuşacak’ diyerek muaheze eder.” (ihya 2/155)
Selman (r.a.) şöyle anlatıyor;
Hz. Fatıma rasulullahın huzuruna vardı. Rasulullah efendimizin yüzüne baktığı zaman, Hz. Fatıma’nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Rengi de solmuştu. Rasulullah efendimiz sordu:
-          Neyin var kızım? Hz. Fatıma şöyle anlattı;
-          Ya rasulallah! Dün gece Ali ile aramızda bir şakalaşma oldu. Konuşma sırasında ağzımdan çıkan bir cümle sebebi ile Ali bana darıldı. Onun bana darıldığını anlayınca, söylediğime pişman oldum, üzüldüm. Bunun için kendisine
-          Sevgilim bana gücenme, benden hoşnut ol.. dedim ve çevresinde benden hoşnut olması için yedi kere dönüp durdum.
sonunda hoşnut olarak, yüzüme güldü; yine de ben, Rabbimden korkuyorum.
Bunun üzerine rasulullah efendimiz Hz. Fatıma’ya şöyle buyurdu;
-          Ey kızım, bei hak peygamber olarak gönderen hakkı için, eğer Ali’yi hoşnut etmeden ölecek olsaydın; senin namazını kılmazdım.
sonra şöyle buyurdu;
-          Ey kızım, bilmiyor musun ki; kocanın rızası, Allah’ın rızasıdır, kocanın dargınlığı, Allah’ın dargınlığıdır.
Ey kızım, hangi kadın olurda olsun; İmran kızı Meryem'in ettiği ibadet kadar ibadet edecek olsa ama kocası kendisinden hoşnut olmasa, Allah onun hiçbir ibadetini kabul buyurmaz.
Ey kızım, kadınların en faziletli ibadeti, kocasına itaattir. Bundan sonra kadın için e faziletli ibadet ip büküp örgü işi yapmaktır. <ondan sonra en faziletli amel kocasıyla güzel sohbet edip konuşmaktır. Kızım sohbet ederek, bir saat oturmak onlar için çok hayırlıdır. (tenbihü gafilin – abdullatif 250-251)>
Ey kızım, bir kadının büküp örme işinde bir saat kalması; onun için bir senelik ibadetten hayırlıdır. Kadınların dokuyup ördüğü her elbiseden, onlar için bir şehit sevabı vardır.
Ey kızım, bir kadın için; dokuyup da kocasına, çocuklarına giydirdiği bir elbiseden ötürü, cennete girmek vacip olur. Onu örüp dokuduğunu giyen kimselerin sayısı kadın cennet içinde, kendisine bir şehir verilir.” (dürretül vaizin 1/222-223)

Yine hanımın kocasına lanet etmemesi, ondan görmüş olduğu ikrama nankörlük etmemesi icab eder.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki;
“cehenneme muttali oldum; oranın ekseri ehlinin kadınlar olduğunu gördüm.” Kadın sahabeler; “niçin ya rasulallah?” dediler. Buyurdu ki; “onlar laneti çok yaparlar, kocalarına küfran-ı nimette, (namkörlükte) bulunurlar.” (abdullatif 251/ ihya 2/149)

Bu hususta Hz. Osman şöyle buyuruyor;
-          Rasulullah’ın şöyle buyurduğunu dinledim:
-          “bir kadın kocasına:
-          Senden hiç hayır görmedim.. der ise.. Allah, onun yetmiş yıllık amelini hiç eder; isterse o kadın gündüzlerini oruçlu, gecelerini namazlı geçirsin.” (dürretül vaizin 1/220)
Zira eşinin rızkını helalinden kazanması, ırz ve namusunu muhafaza etmesi, ibadet ve taatta kendisin müsaade etmesi hanımına yapmış olduğu iyiliklerin başında gelir ki; hanım senden hiç hayır görmedim demek sureti ile küfranı nimette bulunmuş ve Cenab-ı hakkı gücendirmiş olur. Zira açıklamak icap ederse rızkı veren Cenab-ı hakk’tır, zevç (erkek) onu helal yoldan taleb ederek kazanmak sureti ile bir vasıta olarak Hz. Allah’ın vermiş olduğu rızkı sahibi olan hanımı ve çocuklarına ulaştırır. Hanım senden hiç hayır görmedim demek sureti ile Cenab-ı hakk’ın vermiş olduğu nimeti inkar etmiş olur ve küfran-ı nimette bulunmuş olur.
Tabi hanım eşine karşı isyan ve eziyet ettiği vakit bu kadar büyük cezası olduğu gibi, itaat ve hizmet ettiği takdirde mükafatı da bir o kadar büyük olacaktır.
Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki;
“Kadın beş vakit namazını kılarsa, bir ay orucunu tutarsa, şehvet azasını korursa ve kocasına itaat ederse rabbinin cennetine girer.” (abullatif 251)
Abdurrahman bin avf demiştir ki;
Rasulullah efendimiz şöyle buyurdu;
-          “Yararlı bir kadın, yararsız bir erkekten hayırlıdır
hangi kadın olursa olsun; kocasına 7 gün hizmet ederse; 7 cehennem kapısı ona kapanır; 8 cennet kapısı ise onun için açılır, bu cennet kapılarından hangisinden isterse, hesap vermeden girer.” (dürretül vaizin 1/218)
Yine Abdullah bin mesud şu şekilde rivayet etmiştir; peygamber efendimiz;
-          Bir kadın kocasının elbisesini yıkadığı zaman, şu sevapları alır:
a)    Allah onun için bin iyilik sevabı yazar; iki bin kötülüğünü de bağışlar.
b)    Üzerine güneş doğan her şey, o kadının bağışlanmasını Allahtan diler.
c)    O kadın bin derece yükseltilir. (dürretül vaizin 1/219)
Rasulullah efendimizin asrında bir adam vardı; Allah yolunda gazaya çıktı. Çıkarken de kadınına şöyle emretti;
-          Ben dönünceye kadar bu evden dışarı çıkma.
O kadının babası hastalandı. Rasulullah efendimize birini gönderdi ve kocasının emrini dinlemeyip, babasını ziyarete gidip gidemeyeceğini sordurdu.  Rasulullah efendimiz o kadına
-          Kocana itaat et! Buyurdu.
Tekrar tekrar adam yolladı; ancak her defasından kendisine aynı emir geldi. Bunun içinde evden dışarı çıkmadı.
Ve.. babası öldü; o kadın da babasını göremedi. Kocası dönünceye kadar sabretti, evinden dışarı çıkmadı.
Sonra Allah tarafından rasulullah efendimize şöyle bir vahiy geldi;
-           Kocasından ötürü o kadını bağışladım. (dürretül vaizin 1/218-219)
<bu hikaye ihyau ulumid din de şöyle geçer;
Adamın biri harice giderken hanımına evinin üst katında aşağıya inmemesini tenbih etti. Alt katta olan babası hastalandı. Kadın babasına hizmet için aşağıya inmek istedi. Bunun için vaziyeti rasuli ekreme haber göndererek arz etti. Rasuli ekrem;
-           Kocana itaat eyle buyurdu. Babası öldü. Kadın babasının cenazesine katılmak için tekrar rasuli ekremden müsaade istedi. Rasuli ekrem yine
-           Kocana itaat eyle buyurdu. Bilahare kadına şöyle haber gönderdi;
-           Efendine olan itaatının mükafatı olarak Allah Teâlâ babanı affetmiştir.> (ihya 2/147-148)
Ve son alarak kadının evinin sırrına sahip olması gerekir.
Salihlerden bir zat, ailesini boşamak istediğinde kendisine;
-          Aileni niçin boşuyorsun? Diye soranlara
-          Aile sırrı ifşa edilmez! Dedi. Boşandıktan sonra kendisine;
-          Niçin boşadın? Diye soranlara
-          Artık kendisiyle hiçbir alakam kalmamış bir kadından bahsetmeğe hakkım yoktur, diye cevap vermiştir. (ihya 2/147)
Evlilik cenabı hakkın en kıymet verdiği müessese, o müessesede husule gelen dargınlık ve kırgınlıklarda cenabı hakkın darılmasına ve gadabına sebep olan davranışlardır. Kadın olsun erkek olsun eşine husnu niyet ile muamelede bulunmalı rıfk ile davranmalı, sabır ve dua ile ailesinin huzur içinde devamı için gayret göstermeli, rızai ilahi için uğraşmalı ve boşanmaktan kaçınmalıdır. Zira boşanmak cenabı hakkın en sevmediği helaldir.
Cenabı hakk cümlemize eşlerimizin hakkına riayet edebilmeli; kadın olsun erkek olsun Cenab-ı hakkın huzuruna eşinin rızasını almış olarak çıkabilmeyi nasip eylesin.

1 yorum:

hanımın erkek üzerindeki hakları hakkında da sohbet yayınlayabilirmisiniz

Yorum Gönder