11 Ocak 2010 Pazartesi

Kandiller

Ayeti Kerime Meali: Allah indinde yani Allah’ın hükmünde muteber ayların adedi muhakkak 12 aydır ki; Allah’ın şu semavat ve arzı halk ettiği gün kitabında kararlasmısdır ki 4’ü haram aylardır.

Receb-i serifte iki kandil vardır. Biri Regaip kandili ki; peygamber efendimizin anne rahmine düştügü gecedir. Peygamber efendimizin annesi Âmine’den rivayet olunmuştur ki; “ben Habibim Muhammed’e recep ayında hamile kalmıstım yine o ay içinde bir gece uykuda iken odama güzel yüzlü misk kokulu bir zat girdi. ‘Merhaba ey Muhammed!’ dedi. ‘sen kimsin?’ dedim. ‘insanlığın babası Adem.’ Dedi. ‘niçin odama girdin?’ dedim. Buyurdu ki; ‘ey amine müjdeler olsun sana, insanlıgın en hayırlısına hamilesin.’ Hamileliğimin ikinci ayında odama bir zat girdi. ‘esselamü aleyküm ya Rasulallah!’ dedi. ‘sen kimsin?’ dedim. ‘ben Şit’im’ dedi ve o da beni müjdeledi. Hamileiğin 3. Ayında yine odama bir şahıs girdi. ‘sen kimsin?’ dedim ‘ben idris’im’ dedi ve o da beni müjdeledi. 4. Ayda yine büyük bir zat geldi. Ona da kim olduğunu sordum; Nuh (as) oldugunu söyledi. Nusret ve fütühat ile beni müjdeledi. 5. Ayda Hûd (as) geldi ve beni tevmi meşhud kıyamet günü şefaatcisi ile müjdeledi. 6. Ayda Halil-i İbrahim, 7. Ayda İsmail-i Zebih, 8. Ay Musa Kelimullah, 9. Ay İsa (as) hepside muhterem rasulün gelisi ile müjdelediler.”

9 ay sonra peygamber efendimiz rebiul-evvel ayında dünyaya teşrif etmiştir ki; Cenab-ı Hakk onsekiz bin aleme rahmet olarak gönderdigi habibinin, dünyayı sereflendirdigi geceyi bizlere kandil olarak ihsan etmiştir. Bu da mevlit kandilidir. Haz. Amine o geceyi söyle anlatıyor; o gece cok aydınlık bir geceydi. Semada karanlıktan bir eser yoktu. Abdulmuttalip bütün çocukları ile birlikte kabe-i muazzamaya dua ve niyaza gitmişti. Yanımda hiçbir erkek ve kadın yoktu. Yalnızlığın verdiği korku vardı. Bana düşen ağlamaktı. Çünki kadınlara gelen dogum agrı ve sancıları bende de baslıyordu. Ben bu halde iken içeriye hurma agacı gibi uzun boylu bir takım kadınlar girdi. Onlara hayret ettim. Bana “biz Asiye ve Meryemiz. Bunlar da huriler.” Dediler. O anda ben sema ve arz arasında uzatılmış beyaz ipekli bir kumaşın içinde idim. Birisinin şöyle dediğini işittim. “onu insanların gözleri önünden alın.” Yine ellerinde gümüşten ibrikler bulunan ve havada duran bir takım erkekler gördüm. Vücüdumdan miskten daha güzel terler akıyordu. Dogum anı geldi. Durum bana şiddetlendi. Sanki ben bir takım kadınlara dayanıyordum. O kadar cok idiler ki… sanki evde benimle beraberdiler. O anda Muhammed as dünyaya geldi. Onu çok güzel bir şekilde dogurdum. Asla acı ve ağrı hissetmiyordum. Dürü yetimi (yetimlerin incisi) dogurdugum yerde bulamadım. Göz gezdirdim arastırdım baktım ki evimin baksa bir odasına kaldırılmıs, odanın içi nur ile dolmuştu. Odaya girdigimde habibimi bir beyaz yünlüye sarılmıs, yeşil bir ipek içerisinde sünnet olmuş, sürmelenmiş, güzel kokular sürülmüş olarak tazarru eden duacı gibi ellerini semaya kaldırmış vaziyette gördüm. Birisinin şöyle dedigini duydum “Muhammed as Adem as’ın ahlakını, Şit’in marifetini, Nuh’un şecaatini, İbrahim’in hulletini (içten sevgi dostluk), İsmail’in vaadine sadakatini, İshak’ın rızasını, Lût’un hikmetini, Yûşa’nın cihadını, Musa’nın şiddetini, Danyal’in mehabetini, Davut’un tevbesini, Eyyüb’ün sabrını, İlyas’ın vakarını, Zekeriyya’nın kabulünü, Yahya’nın ismetini ve İsa’nın zühdünü verin.” Böylece onu enbiyanın ahlakına daldırdılar.

Peygamber efendimizin doğumundan sonra şöyle bir hitap geliyor; “ey âmine sen insanların en hayırlısını doğurdun.” Pepygamber efendimiz dogdugu gece bir cok harikuladeler meydana gelmiştir. Bu gece de meydana gelen harikuladeler;

İran şahı kisranın sarayının 90 yılda pek cok mücevher kullanılarak inşa edilen 14 sütunu bir anda yerle bir oldu. Ve bir daha tamir edilemez hale geldi.

Mecusilerin milat gününden beri hiç sönmeden yanmakta olan ateşleri böyle şerli insanlara mabud oldugundan ya da Rasulullah efendimizden ayrı kalması sebebi ile olan eseften dolayı söndü.

Fırat nehri Rasulullah’a uzak oldugundan ve Allah’a şirk koşan kavimler arasında kaldıgından dolayı esefinden aşırı derecede su cıkarıp taştı ve mecrasını şasırdı.

Save gölü kurudu. Bu göl genişliği altı fersahtan fazla içinde gemiler yüzen suyu çok hoş ve yumuşak bir göl olup etrafında kiliseler bulunur idi. Ve bu suyun kuruması ile bu kiliseler yok olup gitmiştir.

Onsekiz bin aleme rahmet olan peygamberimizi diğer peygamberlerden insanlardan ayıran bir cok vasfı vardır.

Efendimiz as önünü gördügü gibi arkasını da görürdü. (gündüz ışıkta gördügü gibi) gece karanlıkta da görürdü.

Onun mübarek ağız suyu tuzlu suyu tatlı su haline getirirdi.

Koltuk altı rengi değişmemiş bir beyazlıga sahipti.

Gözleri uyur ama kalbi uyumazdı. Hiç esnemezdi ve asla ihtilam olmazdı. Son üç hususta diger peygamberlerde böyle idi.

Teri miskten daha güzel kokuluydu.

Kendisi için kaz-i hacet eseri görülmezdi. Toprak onu derhal içerisine alırdı. Bulunduğu yerde misk kokusu koklanırdı. Diğer peygamberlerde böyledir.

Nesebinden asla sifah-zina vaki olmamıştır. Nebi olarak gönderilinceye kadar hep Allah’a secde eden, tevhid inancına sahip nesillerden gelmiştir.

Anne babasının tek evladıdır. O bir ‘dürrü yetim’dir.

Onun doğumu ile putlar baş aşağı düştüler.

Sünnetli olarak doğdu. İbrahim halilullah haric diger peygamberlerde böyledir.

Peygamberimiz as göbeği kesilmiş ve tertemiz olarak dünyaya geldi. Dogduğunda secde etti ve Allah’a tazarru ile yalvarırcasına parmağını (elini) kaldırdı.

Melekler beşiğini sallardı.

Beşiğinde iken ay onunla oynar, efendimizin işaret ettigi tarafa meyl ederdi. İşte bunun gibi peygamber efendimizin sayılamayavak kadar cok hususiyetleri vardır. (tefcirut-tesnim2/837)

Recebi şerifte olan diger kandilde mirac kandilidir. Miracın sebebi;

Arz semaya iftihar etti; “ben senden daha hayırlıyım, cünki Allah beni denizler dağlar vs ile süsledi.” Sema “ben senden daha hayırlıyım Çünki; güneş ay yıldızlar arş kürz felekler cennet bendedir. Arz “enbiya evliya ve mü’minlerin tavaf ettiği kabe bendedir.” Sema “Semadaki meleklerin tavaf ettiği beyti mamur ile enbiya evliya ve Salihlerin ruhlarının bulunduğu cennetül me’va bendedir.” Arz “rasullerin efendisi, nebilerin sonuncusu, mevcudatın en faziletlisi ve kainatın en şereflisi olan zat beni vatan edindi. Şeraitini benim üstümde icra etti ve bana defn edilecektir. Sema cevap vermekten aciz kaldı. Allah’a niyaz etti. “Allah’ım sıkıntıda olanlar sana dua ettiginde kabul edensin. Ben arza cevap vermekten aciz kaldım. Muhammed as’ı bana cıkarmanı istiyorum. Ta ki arz onun cemali ile şereflenip iftihar ettiği gibi bende şerefleneyim.” Haz. Allah semanın duasını kabul etti. Peygamber efendimizi mirac gecesi semavata cıkardı.

Mirac 3 kısımdır;

1- Peygamber efendimiz kabe’nin yanında iken, uyku ile uyanıklık arasında iken Cebrail as gelip manevi bir ameliyat yaptı. Burak isimli vasıta ile mescidi aksa’ya gitti. Orada imam olarak bütün peygamberlere namaz kıldırdı.

2- Mescidi aksa’dan mirac ile semavata cıktı. Refref ile her kat semadaki peygamberlerle görüştü. Bütün alemleri dolaştı. Arşa ayak bastığında “nalinlerimi çıkarmak istedim. Haz. Allah’tan şöyle bir nida geldi. ‘Nalinlerini çıkarma ki arş ve kürz nalinlerinin altında şereflensin.’ Dedim ki; ‘ya Rabbi! Kardeşim Musa’ya –nalinlerini çıkar, Çünki sen mukaddes vadi olan tuvadasın-buyurdun.’ Haz. Allah “bana yaklaş ya ebul kasım. Sen benim katımda Musa gibi degilsin, o kelimim sen Habibimsin. O beni görmek istedi “sen beni habibimden önce göremezsin” dedim.” Ve bir ses işittim; ‘zatım ile senin arandaki perdeleri kaldırıyorum.’” Haz. Allah ile 90 bin kelam konuşuyorlar. Cenabı Hakk ile peygamber efendimiz arasında ‘ettehıyyatü lillahi.. ilaahir.’

Berat kandili, bu gece yeryüzüne melekler ve rahmet iner, dualar kabul edilir. Cenab-ı Hakk cemal sıfatı ile tecelli eder. Kadir gecesinde oldugu gibi arşın zirvesinden yeryüzüne kadar ne varsa hepsine ulaşır. Bütün melekler cennette toplanır. Allah şöyle nida eder. “İsteyen yok mu vereyim, istigfar eden yokmu af edeyim, rızk isteyen yok mu rızık vereyim, bela ve musıbete ugrayan yok mu ona afiyet ve şifa vereyim. Rahmet kapıları fecrin dogusuna kadar acık.” Allah mü’min kullarına bu gecede berat verir ve bu gecede yüz rekat namaz kılanlar kabirlerinde çürümez.

Hadisi serif: “şaban ayının yarı gecesi kim her rekatta bir Fatiha 10 ihlası şerif okuyarak 100 rekat namaz kılarsa, bu namazı kılan hiç kimse yoktur ki Allah onun bu gece her ihtiyacını gidermesin. Allah o kimseye 70bin melek gönderir. Gelecek seneye kadar melekler ona hasene yazar. Seyyiatını siler derecesini yükseltir. Yine 70 bin (veya 700bin) melek gönderir. Adn cennetlerinde ona şehirler saraylar bina ederler. Gözlerin görmediği, kulakların duymadıgı, insanoğlunun hatırına gelmeyen ağaclar dikerler. O sene içerisinde ölürse şehit olur. İhlas suresini her bir harfi için 70 huri ihsan eder.”

Osmanlıların büyük sultanı hz. Fatih fatih camiinde minberin altında yatıyor. Kafirlerin şerrinden muhafaza için yeri bildirilmemiştir. Minberin altından su geciyor ve haz. Fatih’in sandukasının bir kenarı çürüyor. Haz. Fatih, zamanının padişahı olan abdulhamit han hz. Ruyasına giriyor. “benim sandukam çürüdü, ehil ustalar getirde sandukamı tamir ettir.” Diyor. Abdulhamit han hz. işlerinin yoğunlugundan unutuyor. İkinci gece tekrar ruya görüyor. Tekrar unutuyor. 3. Gecede tekrar aynı ruyayı görünce hemen ertesi gün kabri actırıyorlar. Bakıyorlar ki sandukanın bir yanı çürümüş, kefen sararmış. Açmışken kefeni de değiştirelim diyorlar. Bakıyorlar ki; haz Fatih 7. Padişah arada 18-19 padişah var hala kanlı canlı duruyor. Ustalardan biri “ben öldüğüne inanmıyorum” diyor. Eline bir iğne alıyor ve ayağına batırıyor. Kefen kan oluyor. Askerinde kolu kuruyor, kararıyor. Hemen kefeni değiştirip kabri kapatıyorlar. Haz. Fatih yine abdulhamit han hz.nin ruyasına giriyor. “ben sana ehil ustalar gönder demedim mi? Senin askerlerin benim kıyamette kalkacagım abdestimi bozdu. Hemen bana abdest aldırın!” diyor. Ertesi gün kabir acılıyor. Haz. Fatih’e tekrar gusül abdesti aldırılıp kabri kapatıyorlar. Asker vicdan azabı içinde kalıyor. Ruyasında hz. Fatih kendisine yüz çeviriyor. Hacca gidiyor bütün alimlere baş vuruyor. Derdina çare bulamıyor. İhtiyarlıyor. Bir zat Süleyman Hilmi Tunahan efendi haz.ni tavsiye ediyor. Süleyman Hilmi Tunahan Efendi haz. Bazı dualar tavsiye ediyor ve kırk gün devam etmesini söylüyor. Kırk gün devam ediyor. Kırkbirinci gün haz. Fatih’in ruyasında kendisine gülümseyip elini öptürdügünü görüyor. Üç gün sonrada vefat ediyor. İşte haz. Fatih’in bu şekilde hiç bedeninin çürümemesi yüz rekat namazı hiç geçirmeden kıldığı içindir. Bu namazın en azı 2 rekat ortası yüz rekat fazlası 1000 rekattir. Cenab-ı Hakk bütün mübarek geceleri hakkıyla ihya edebilmeyi cümlemize nasibi müesser eylesin. Amin…




Bookmark and Share

0 yorum:

Yorum Gönder