Sayfalar

esrarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
esrarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2011 Cumartesi

İHLAS-I ŞERİF

قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ * اَللهُ الصَّمَدُ *لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ *وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُواً أَحَدٌ
Manası: De ki; O Allah bir, tektir. Sameddir. Doğmamış, doğurmamıştır. Hiçbir şey ona denk ve eş değildir.
İhlas suresi dört ayettir, on kelimedir, kırk yedi harftir.
Kureyş kafirleri peygamber efendimize gelip şöyle dediler;
- Ya Muhammed Rabbinin sıfatlarını bize anlat bilelim. Bizi nasıl birine çağırıyorsun?
Bunun üzerine ihlas suresi inzal oluyor Rasulullah efendimiz
- İşte bana sorduğunuz Rabbim Allah’ın sıfatları bunlardır. Buyuruyor.
bu surede mübalağalı olarak Hz. Allah’ın tekliği anlatılmıştır. (dürretül vaizin 2/1199)
· Hadisi şerif meali:
“Sağlığında besmele-i şerif ile ihlas suresini dilinden düşürmeyen kişi öldüğünde korkmaz. Kabir sıkıntısından kurtulur. Kıyamet gününde melekler onu kanatlarının üzerine alarak sırat köprüsünden geçirip cennete götürürler.”
·
ihlasVakti zamanında erenlerden birinin oğlu vefat etti. Daha o gece rüyasında oğlunu cehennemde azap çekerken bitmiş tükenmiş bir halde gören zatı derin bir üzüntü alır. Ertesi akşam yine görür. Fakat bu defa oğlu cennet köşklerinden birine kurulmuş, neşe içindedir. Merak içinde sorar
- Ey oğlum! Seni dün akşam cehennemde bu akşamda cennette gördüm. Bu nasıl olur? Bunun sebebi nedir?
Babasının bu sorusunu oğlu şu sözler ile cevaplandırır

10 Nisan 2010 Cumartesi

Fatiha-i Şerife Hakkında

 

· وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ

لِلْمُؤْمِنِينَ

rabbimiz sure-i Hıcr’in 87-88.inci ayeti kerimelerinde bizlere Fatiha’nın öneminden bahseder. Şimdi sizlere bu Fatiha-i Şerife’deki envar ve esrarı tam hakkı ve manasıyla olmasa da anlatmaya çalışacağız. Acaba bizlere neler kazandırıyor. Okuduğumuz zaman mükâfatları nelerdir bir bakalım:

Meali: ey habibim1 biz sana seb-u mesaniyi (yani iki defa indirilen Fatiha-i şerifeyi) ve kur’an-ı azimi verdik. Sakın o kâfirlerden bir kaçını zevklendirdiğimiz metaa göz atma. Onlara mahzun olma. Mü’minlere kanatlarını indir. (Elmalı tefsiri s:3076)

وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ

Biz sana seb-u mesaniyi verdik. Fatiha-i Şerife iki kere nazil oldu. Mekke-i Mükerreme’de ve kıblenin tahvili günü Medine-i Münevvere’de. Seb-ul mesani Fatiha-i Şerife’nin isimlerinden biridir. 7 ayetli olmasından dolayı seb-u (seb’ arapcada 7 demektir.),2 kere nazil olmasından dolayı ve namazda en az iki kere tekrar edilmesinden dolayı mesani denilmiştir.

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ sakın o kafirlerden bir kacını zevklendirdiğimiz metaa göz atma. Bunlar yani dünya malı ne kadar zevkli ve faideli görünürse de hiçtir.

وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ sen onlara mahzün olma yani iman etmediklerinden malları ile fukara-i müslimine ve dine hizmet etmediklerinden dolayı gam yeme.

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ mü’minlere kanatlarını indir. O ümmetlerini merhamet kanatlarının altına al. Onlar ile ilgilen. Kendilerine büyük dünya nimetleri, makam ve mevki verdiğimiz son derece maddi nimetler içinde mütelezziz olanlara nazar etme, onların sana karsı yaptıklarına kederlenme. Ümmetinin içinde fakir olalara bakıpta üzülme. Zira ben bütün bunların fevkınde sana ve ümmetine 7 ayetli bir sure ihsan ettim. Kur-an’ı azimüşşanı verdim. Bu size yeter. Yeterde artar bile. Ondaki nimet, devlet, esrar, makam dünyada düşünülemez. İşte böyle bir sure ile seni ve ümmetini nimetlendirdim ey habibim!

Bu ayetin sebebi nüzülü şöyle anlatılmaktadır:

Ebu cehil 7 kafileden oluşan bir ticaret filosu kurmuş Şam’dan Mekke’ye çeşitli mallar ile geliyorlar. Muazzam bir kafile halinde geliyorlar. Bu kafile böyle zenginlik içinde iken ashab çok fakir idi. Bu kafile böyle zenginlik içinde iken ashab çok fakir idi. Bu kafileyi görünce rasulullah efendimiz ashabtan yiyecek bulamayıp aç kalan garipleri hatırladı. Onların hali gözünün önüne geldi. Eshabının haline üzülünce Allahü zül celal ve tekaddes hazretleri hemen cibrili emini çağırıp “ya Cebrail! Çabuk in, habibime hicr suresindeki <……….> ayetini götür, oku.” Buyuruyor. Ebu cehlin ticaret filosu 7 kafile halinde geldiler. İman edenlerin gözünde büyük gibi görünüyor idi. Fakat onların bu 7 ticaret filosuna karşılık hz. Allah hiçbir peygambere vermediğini sana verdi.” Buyuruyor.

Bütün okyanusların bütün özelliklerini bir damla deniz suyunda bulmak, kocaman incir agacını bir tek incir tanesinde görmek mümkün olduğu gibi kur-an’ı kerimin özetini Fatiha-i şerife’den okumak mümkündür. Onun için Fatiha suresinin bir adı da ümmül kitaptır. Kitabın aslı anası manasına gelir.

Hz. Ali’den (kerremallahü vecheh) mervi olan bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz: “mirac gecesi Rabbim beni yürüttü. Öyle bir noktaya getirildim ki ‘burası arşı muazzamadır’ denildi. Orada durdum, arşın üstüne baktım ki yukarda asılı yakuttan iki levha gördüm. Levhanın birinde Fatiha suresi yazılıydı. Diğer levhada ise; kur’anı kerimin tamamı; bakara suresinden nas suresine kadar yazılıydı. O noktada ‘ya Rabbi!’ Dedim. Rabbime iltica ettim. ‘Ya Rabbi! Şu iki levhayı benim ümmetime ikram eyle.’ Hz. Allah ‘ey habibim! Bu iki levhayı sana ve ümmetine verdim. İşte ayet

وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ’

ve yine Rabbime dedim ki; ‘ya Rabbi! Bu Fatiha suresini okuyan kimsenin sevabı nedir?’ Cenab-ı Hakk ‘Ya Muhammed! Bu sure 7 ayetdir. Bu sureyi kim kıraat ederse cehennemin 7 kapısı onun üzerine haram olur.’ Buyurdu.” Buda yani cehennemin yedi kapısı oldugu da ayeti celile ile sabittir لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ “cehennemin 7 kapısı vardır. (hıcr 44) “ve yine dedim ki; ‘Ya Rabbi! bir defa Kur’an-ı Kerim okuyanın sevabı nedir?’ ‘ya Muhammed! Ben ona her harfine mukabil cennette bir ağaç veririm.’ Buyurdu.”

İbn-i Abbas söyle rivayet ediyor: “bir gün Cebrail (as) geldi. Rasulullahın yanında bulunuyordu. Başının üstünden bir ses işitildi. Cebrail (as) başını kaldırarak buyurdu ki; ‘şu ses gökkubbenin açılışından çıkmıştır ki, o gök kubbesi şimdiye kadar hiç açılmamıştır. Ondan bir melek yeryüzüne nazil oldu ki bu güne kadar o melek hiç inmemişti.’ O melek sonra rasulullaha selam vererek buyurdu ki; ‘ya Muhammed! 2 nurla müjdelerim ki; onlar senden evvel hiçbir peygambere verilmedi. Biri Fatihatül kitap, digeri ise sure-i bakaranın sonu yani (Amenerrasulü)dür.’”

İsmail hakkı hz. Buyuruyorlar ki; “kim bir nefeste Fatihayı okur ve amin derse hz. Allah neye niyet etmiş ise onu ona verir.”

Yeryüzünde ab-ı hayat tabir edilen bir su vardır. O sudan içen kimse kıyamete kadar hayatta kalır. Hızır (as) ondan içmiştir. Her yüz senede bir 18 yasına iner. Onun bu dünyada kalmasına sure-i Fatiha sebep oldu. Hızır (as) bir fethi Kübra ile Fatiha-i serifenin Arş-u ala da duran bir daire şeklinde ki kitabesini görünce hayran kalıp ona aşık oldu. Fatiha-i Şerife’nin envar ve esrarını kendisine ihsan etmesi için Cenab-ı Hakk’a yalvardı. Cenab-ı Hakk ona bu sureyi Ümmeti muhammede nasip edecegini söyleyince Ümmeti muhammedden olmak için dua etti. Cenab-ı Hakk duasını kabul ederek onu ümmeti Muhammed’e dahil eyledi. O şimdi aramızda yaşıyor ve daha cok yaşayacaktır.

cep-x_com_fatiha_suresi1 Fatiha lugaten; açılacak şeylerin evveli demektir. Fatiha-i Şerife Kur’an-ı Kerimin başıdır. Kur’an-ı Kerim onunla açılır. Bu surenin bir cok ismi vardır.

1- Fatihatül Kitap: Kur’an ve namaza hep bununla başlandığı için,

2- Suretül Hamd: Allah’a hamdü sena ile başladığı için,

3- Ümmül Kur’an: Kur’anın aslı ve namazdaki cemaatteki imam mesabesinde oldugu için,

4- Seb-ul Mesani: namazda en az 2 defa okundugu ve iki defa nazil olan tek sure oldugu için,

5- Elvafiye: ikiye bölünerek okunmayacağı için,

6- Elkafiye: onsuz namaz, namaz olmadıgı için, (namaz onunla tamam oldugu için)

7- Suretül Kenz: hadis-i kutsi de onun için

“Fatihatül kitap arşın hazinelerinden bir hazinedir (kenzdir.)” buyruldugu için.

İsminin çok olması kendisindeki berekatı ilahinin çokluğundandır. Kur’an-ı Azimüşşanın esrarı Fatiha suresinde toplanmıstır, semavi kitapların özü Kur’an da toplanmıs oldugu gibi. Fatiha-i şerife inzal olundugu zaman Cebrail (as) bir bütün olarak getiriyor, ayet ayet degil. Kur’an’da ilk nazil olan sure bütün olarak Fatiha-i şerifedir. Hz. Allah bu sureyi inzal ederken Cebrail (as), yedibin melek ile beraber geldi.

Yani ‘nefsim yed-i kudretinde olan hz. Allah’a kasem olsun ki ne Tevrat, ne İncil, ne Zebur’da bu surenin misli inzal olunmamıştır. Bu sure Fatiha suresidir.’

Enes (r.a.) peygamber efendimize gelerek Fatiha-i şerifeden sual ediyor. Peygamber efendimiz “ya Enes! Senin bana sordugun gibi bende Fatiha suresini Cebrail (as)’a sordum, Cebrail dedi ki; bende Mikail’e sordum. Mikail İsrafil’e, İsrafil Levh-ı Mahfuza, Levh-ı mahfuz Kaleme sordu. Kalem şöyle cevap verdi. ‘hz. Allah beni muhammed’in nurunun cüz’ünden halk ettigi vakit <ey kalem! Yaz!> buyurdu. Ben, ya Rabbi! Ne yazayım, dedim. Rabbim

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

<Elhamdülillahi Rabbil alemin yaz> buyurdu. Bende yazdım. Uzun büyük bir nur çıktı. Kitabetden kaçındım. Yalnız Allah’ın dilediği kaldı. Hz. Allah o nuru iki parça kıldı. O nurun yarısından cenneti, diger yarısından ise melaikeyi halk etti. Meleklerine ümmeti muhammedin okuduğu Fatiha suresinin sevabını yazmalarını emretti. Bu sureyi hulusu kalp ile okuyanlara cennet vaad etti.’ Sonra hz. Allah kaleme

الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

<Errahmanirrahim> yazmasını emretti. Kalem de yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. Cenab-ı hakk o nurdan rahmet deryasını halk etti. Cenabı hakk kaleme

مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ

<maliki yevmiddiin> yazmasını emretti. Kalemde yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. Cenab-ı hakk o nurdan rahmet denizini halk etti. Cenab-ı hakk kulunu af etmeyi murad ettiği zaman adalet denizinden bir damla su döker. Yine Cenab-ı Hakk kaleme

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

<iyyake nagbüdü ve iyyake nesteîın> yazmasını emretti. Kalem yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. Cenab-ı Hakk o nurur ikiye böldü. Yarısını ümmeti muhammedin itaate Tevfik (yani muvaffak) olması için kıldı. Diğer yarısını da diğer ümmetlerin tevfiki için kıldı. (yani onların yararına kıldı.) yine Cenab-ı hakk kaleme emretti.

اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ

<İhdinas sıratal müstekım> kalem yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. O nuru bütün ümmetlerin ve bilhassa ümmeti muhammedin hidayeti için kıldı. Yine Cenab-ı Hakk kaleme

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

<sıratallezine en’amte aleyhim> yaz dedi. Kalem yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. ‘Şu nur, kıyamet kopuncaya kadar benden, helal oldugu halde rızıklanan kulların rızkı bereketi iledir.’ Buyurdu. Sonra Cenab-ı Hakk

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ

<ğayrıl mağzubi aleyhim ve leddallin> yazmasını emretti. Kalem yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. O nurdan da yer ile gök arasını dolduracak avzı (sesi) sura koydu. İsrafile verdi.”

Cenab-ı Hakk alemi Fatiha suresi ile süsledigi gibi, nihayeti olan kıyametin baslangıcı olacak olan sûr sesini de Fatiha suresinden halk ediyor.

Rum meliki Kayser, hz. Ömer’e gelip “İncil kitabında ‘içerisinde 7 harften hali olan, kendisinde 7 harf bulunmayan sureyi kim okursa onun için cennet vardır.’ Yazıyor. Ben incili baştan sona tetkik ettim. İçinde 7 harf bulunmayan sure bulamadım. Siz kendi kitabınıza bakın arastırıp bana bildirin.” Diyor. Hz. Ömer ehli Kur’an’ı çağırıp arastırmalarını emrediyor. Übeyy bin kaab (r.a) “ya emiral mü’minin! İçinde 7 harf bulunmayan sure Fatiha suresidir.” Diyor. Hz. Ömer efendimiz rum meliki Kayser’e “ne Tevrat ne Zebur ne de İncil’de olmayıp yalnız bizim kitabımız Kur’an-ı Azimüşşanda bulunan içinde 7 harf bulunmayan sure Fatiha suresidir.” Diye bu sureyi yazıp gönderiyor.

Binaen aleyh rum meliki Müslüman olup İslamiyet üzerine ruhunu teslim ediyor.

Fatiha suresinde 28 harften 7 harf yoktur. Bu harfler şunlardır: ف‎ ظ‎ ش‎ ز خ ج‎ ث

1- ث (peltek se) harfinin olmaması: hz. Allah bu sureyi okuyanlara sübürun olmaması ve olmayacagına delil göstermiştir. Kıyamet gününde ceza görecek olanlara ve onların feryatlarına karsı
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَثِيرًا

“siz bir defa helakinizi çağırmayın, bir defa yok olup gitmeyi dilemeyin, binlerce defa cagırın, binlerce defa yok olup gitmeyi isteyin” (Furkan 14) buyuruluyor. Sübur helak demektir. Yalnız bu sureyi okuyan kimseler süburu davet eden, çagıran zümrenin felaketine düşmeyecekelrdir. Böyle bir felaketten kurtulacagına, kurtulduguna delildir.

2- ج‎ (cim) harfinin olmaması: o kişinin cehennemin içindeki ‘cehim’ tabakasından necat bulacagına delildir. Bu sureyi okuyanları Cenab-ı Hakk narı cehenneminden koruyacaktır. Nitekim ayeti kerimesinde
فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَىٰ

“şu azanların, kıble kabe bilmeyenlerin, Allah peygamber tanımayanların, mukaddesata küfredenlerin, yer ve makamları karargahları, zincirlere vurularak gidecekleri yer narı cehimdir.” (naziat 39) Buyuruyor. Bu sureyi okuyup amel edenler nar-ı cehimden azad olanlardır.

3- خ (hı) harfinin olmaması: bu sureyi okuyan husrana ugramaktan beri ve müberradır.
خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةَ (hac 11)
dünya ve ahreti husrana ugrayan demektir. Bu sureyi okuyan kimsenin hem dünyası hem ahreti mamur olur.

4- ز (keskin ze) harfinin olmaması: okuyanın zefir ve şehık olmayacagına delildir. Cenab-ı Hakk cehennemden bahs ederken; cehnnem içine kafirleri münkirleri aldıgı zaman öyle bir ses cıkaracak ki

لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ

“cehennemin içinde, cehennemin öyle bir sesi var ki zafir ve şehık (merkep anırır ya) cehennem ehlinde böyle bir ses cıkacak” (hud 106) buyuruyor.
Merkebin nefesini içeri alırken sesi vardır, bir de nefesini dışarı verirken sesi vardır. Bu ne insan ne de kuş sesine benzer. Bu sureyi okuyanlar bu zefir ve şehıkten kurtulacaklardır.

5- ش‎ (şın) harfinin olmaması: bunu okuyan mü’minlerin şekî olmadıgına delildir. Çünki Cenab-ı Hakk

فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَىٰ

“kim benim hidayetime yoluma uyarsa asla dalalette kalmayacaktır. Asla şekîde olmayacaklar.” (taha 123) Buyuruyor. Bu sureyi okuyan şekî olmaz, eşkîyadan olamaz.

6- ظ‎ (zı) harfinin olmaması: okuyan için ahrette alev alev yanan cehennemin tabakalarından olan leza لَظَىٰ ’ya dücar olamayacagına delildir. Rabbimiz
نَزَّاعَةً لِلشَّوَىٰ*كَلَّا ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
“cehennem sizin anladıgınız gibi degil, öyle bir alev, ateş var ki, el ve ayakları dolaştırıyor. Birbirine yapıştırıyor.” Binaen aleyh bu sureyi okuyan böyle bir felaketten kurtulacaktır.

7- ف‎ (fe) harfinin olmaması: okuyanın firaktan ayrılıktan kurtulacagına delalet eder. Cenab-ı Hakk
فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ

“fırkanın biri cennette digeri cehennemdedir” (şura 7) buyuruyor. Bu sureyi okuyan firak ve ayrılıktan kurtulacaktır.

Fatiha-i Şerife 7 ayetten müteşekkildir. 7 ayet-i kerime bizlere neleri gösteriyor.

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Elhamdülillahi Rabbil Alemin- hamid o rabbül alemin olan hz. Allah içindir.

الْحَمْدُ –Elhamdü- 5 harflidir. Bu bize kıldıgımız 5 vakit namazı gösteriyor. Elhamdü deyip huzura bağlandığımız vakit Allahü Teala “ey kulum bana hamd ettin. Bende sana bir vakit namaz kılmakla 5 vakit namaz kılma sevabı verdim” buyuruyor.

لِلَّهِ Lillahi 3 harflidir. Evvelkine ilave edildiginde (beraber okudugumuz için) 8 eder. Mevlamız “ey kulum ben sana cennetin 8 kapısını ardına kadar actım. Cennetime gir.” Kul hesapsız istedigi kapıdan girer.

رَبِّ الْعَالَمِينَ rabbil alemin 10 harftir. Evvelkine ilave edildiginde 18 olur. Bütün alemlerin arş kürsün adedi 18 bindir. Mevla “ey kulum bana bütün alemlerin rabbi oldugumu söyledin, bende sana 18 bin alemin yaptıgı ibadetin sevabını ihsan ettim.” Buyuruyor.

Yıldızlarda ve bütün kainatta 18 bin alem vardır.

الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Errahmanirrahim o haz. Allah rahman ve rahimdir

الرَّحْمَٰنِ errahman dünyada rahmetini bize yagdıran rabbim bize rahman sıfatını öyle acmıs ki, hristiyanlar, iman etmeyenler bile rahatlıklarını rahman sıfatından alıyorlar. Errahman 6 harflidir. Evvelkine ilave edildiginde 24 eder. Cenab-ı hakk “ey kulum bana rahman sıfatımla sarıldın. Bende sana karşılık olarak 24 saat ibadet sevabı kaydediyorum.” Buyurur.

الرَّحِيمِ errahîm o hz. Allah ahrette yalnız mü’minlere merhametli, kafirelere ise adaleti ile azap edicidir.

Ne zaman ki Kabil kardeşi Habil’i katletti. Bu Adem (as)’a çok agır geldi. Adem (as) Cenab-ı Hakk’a iltica etti. Cenab-ı Hakk “ya Adem! Arzı emrine verdim. Ona emret!” buyurdu. Adem (as) “ya arz onu tut!” diye iltica etti. Arz kabili yutmaya basladı. Kabil arza “bana biraz müsaade ver,diyecegim var” dedi. Arz onu bıraktı. Kabil “ya Rabbel Alemin! Babamda sana asi olmustu onu neden helak etmedin de beni helak ediyorsun?” dedi. Cenab-ı Hakk “o sadece benim emrime asi olmustu. Sen hem bana hem babana asi oldun. Hemde kul hakkı gasbettin, kardeşinin kanına girdin.” Buyurdu. Arz yine kabili yutmaya başlayınca Kabil “ey arz, ne olur haz. Muhammed hakkı için bana biraz daha izin ver, diyecegim var.” Arz müsaade eder. Kabil “ya Rabbi! Şeytan da sana asi oldu onu helak etmedinde beni helak ediyorsun.” Cenab-ı Hakk “o sadece benim emrime asi oldu.” Buyuruyor. Hz. Adem yine arza “ya arz! Onu tut.” Dedi. Arz yutmaya devam eder. Kabil yine izin ister verilir. Ve Kabil şöyle der: “ya Rabbi! Senin 99 ismin yok mu?” Cenab-ı Hakk “evet var!” kabil “ya Rabb! Errhman – Errahîm senin isimlerinden degil mi?” Cenab-ı Hakk “evet!” kabil “ya Rabbi! Sen kendine rahman ve rahim diye isim vermedin mi?” Cenab-ı Hakk “evet!” bunun üzerine kabil, “ya Rabbi! Ya bu isimlerini esmaül hüsnan arasından cıkar yada beni de magfiret et!” diye iltica eder. Cenab-ı Hakk “ya arz! Onu bırak” diye emreder.

Rahîm 6 harflidir. Evvelkine ilave edildiginde 30 eder. Cenab-ı Hakk “ey kulum! Beni rah’ım sıfatımla andın. Bende sana 30 ramazan günü oruc tutmus sevabı veriyorum.” Buyuruyor.

مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ

Maliki yevmid dîn o hz. Allah din, ceza, kıyamet gününün sahibidir. Maliki yevmid din 12 harflidir. Evvelkine ilave edildiginde 42 eder. Farz, vacip, sünnet, ikide kuşluk namazı ile her gün 42 rek’at namaz vardır. Cenab-ı Hakk “Ey kulum! Sana 42 rek’at namaz sevabı verdim.” Buyurur.

إِيَّاكَ نَعْبُدُ iyyake nagbüdü ancak sana ibadet ederiz. 8 harflidir. İlave edildiginde 50 eder. Cenab-ı Hakk “ey kulum! Kıyamet gününde sana tahsis edilen 50 büyük günahını afettim.” Buyurur.

Yine sıratta 50 bin senelik bekleme vardır. Cenab-ı Hakk “ey meleklerim! Benim kuluma müjdeleyin, iyyake nagbüdü dedi. Bende onun üzerindeki 50 bin senelik beklemeyi kaldırıyorum.”

وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ iyyake nesteîn ancak senden yardık dileriz, taleb ederiz. 11 harflidir eklendigi zaman 61 eder. Bir rivayette cennetteki ırmakların adedi 61’dir. Bu ırmaklar sabahtan aksama kadar Mevlayı zikrederler. “bu ırmakların zikrini sana verdim” buyuruyor Cenab-ı Hakk.

اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ İhdinas sıratal müstekîm sen bizi dogru yola hidayet et. 19 harftir. Evvelkine ilaveten 80 olur. Bir kimse iftira ederse cezası 80 sopadır. Şarap içeninde cezası 80 sopadır. Buraya kadar okuyan kulun 80 sopalık cezası af olunur. Hz. Allah “kulumun büyük günahlarından 80 tanesini silin!” buyurur.

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ sıratallezine en’amte aleyhim o kendine in’am ettiğin mesudların yoluna hidayet et. 19 harftir. İlaveten 99 olur. Kur’anı Kerim de gecen hz. Allah’ın isimleri 99dur. Okuyan kula bu isimlerin sevabı yazılır.

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ gayril mağzubi aleyhim o gadap olunanların yoluna degil. 15 harftir. Evvelkine ilaveten 114 olur. Kur’an-ı Kerimde 114 sure vardır. 114 sure okumus gibi olurki bunun karsılığı olan bir hatim sevabı alır.

وَلَا الضَّالِّينَ ve led daallin dalaletde olanlarn yoluna değil. 10 harflidir. İlaveten 124 eder. Okuyan kula 124 bin peygamberin sefaatini in’am eder.

أمين Amin. Bizim bu duamızı kabul eyle, duamıza icabet et. 4 haflidir.

ا elif Adem (as)’ın isminden alınmıştır.

م mim Muhammed (as)’ın isminden alınmıştır.
ي ye Yahya (as)’ın isminden alınmıstır.
ن‎ nun Nuh (as)’ın isminden alınmıstır. Cenab-ı Hakk 4 peygamberi şahit tutuyor. 4 büyük peygamber mühürlerini basıyor.

Yine, elif Cebrail (as)’ın, mim Mikail (as)’ın, ye İsrafil (as)’ın, nun Azrail (as)’ın alnında yazılıdır. Bu dört büyük melek secdei rahmana varıyorlar ve diyorlar ki başlarında Cebrail as “Ya Rabbi! Şu harfleri söyleyene magfiret et.”

Mikail, İsrafil ve Azrail (as) ise; “ya Rabbi! Bu kelimeyi söyleyen kulunu mahrumu didar eyleme!” ve duanın kabulüne, affa dair bir işaret gelemdikce başlarını secdeden kaldırmıyorlar.

Rasulümüz “Amin 4 harflidir, amin diyen kişiyi Mevla 4 nev’ı beladan emin kılar;

1- İmanın zail olmasından

2- Arasat korkusundan

3- Sırat köprüsünden

4- Cehennemde ebedi kalmaktan
Cenab-ı Hakk bizleri bu surenin sırrına mazhar buyursun. Fatiha suresine devam edenler Allah Rasulünün sancağı altında toplanma serefine ulasacak, enbiya-i ızam, evliya-i kiram ile sehiller, Salihler ile, abidler ile, beraber olma mutluluguna ulasacaklardır. Allah’ım bizi o kullarından eyle!

Amin.

 

-ayet mealler elmalı tefsrinden, surenin fazileti hakkındaki bilgilerde hazinetül esrar kitabından derlenmiştir.-

Bookmark and Share

25 Ocak 2010 Pazartesi

Duanın Kabul Olunduğu Yerler

  • Kur’an-ı Kerim hatmedildigi vakit,
  • Ezanla Kaamet arası,
  • Hastalıkta,
  • Kabe görüldügü vakit,
  • Recep ayının ilk gecesi,
  • Gece yarısından sonra,
  • Oruçlu iken,
  • Cuma gecesi,
  • Misafirlikte,
  • Secde anında,
  • Kandil gecelerinde,
  • Arafatta,
  • Zemzem suyu içilirken,
  • Yolculukta,
  • Yağmur yağarken,
  • Arefe günü,
  • İftar vakti,
  • Ramazan-ı şerifte,
  • Beraat gecesi,
  • Harp meydanında,
  • Kalp üzüntülü iken,
  • Bayram geceleri,
  • Farz namazdan sonra,
  • Seher vakti,
  • Hacerul esved yanında….

Bookmark and Share

11 Ocak 2010 Pazartesi

Ramazan-ı Şerif’in fazileti


شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

“ Ramazan ayı öle bir aydır ki, Kur’an onda bulunan Kadir Gecesinde Levh-i mahfuzdan dünya semasına indirilmiştir. O Kur’an insanlara sebebi hidayettir doğru yolu ve hak ile batılı ayırt eden hükümlerin nice acık delilidir.” (bakara 185)

Maddi ve manevi hayatımızın yeniden düzenlenmesinde büyük vesile teşkil eden ramazan-ı şerif ayı hayatımızın önemli safhalarını oluşturmaktadır. Receb-i şerif, şâban-ı şerif, miraç kandili ve beraat kandili ile adım adım ramazan-ı şerif ayına yaklaştık. Sanki bu gecen ve her biri diğerinden önemli gün ve geceler, kendilerinden sonra gelecek ramazan-ı şerif ve kadir gecesinin birer müjdecisi gibiydiler. Bizleri evvelinde rahmet, ortasında mağfiret ve sonunda cehennemden âzad olan ramazan-ı şerife hazırladılar. Bu mübarek gufran ayını gafletle geçirmememiz için bizi ikaz ettiler, uyardılar.

Peygamber Efendimiz ramazan-ı şerif ayı hakkında söyle buyuruyor:

“ümmetim ramazan-ı şerifteki esrarı ilahi ve fazileti bilmiş olsalardı senenin tamamının ramazan-ı şerif olmasını arzu ederlerdi. Çünki o mübarek ayda bütün hasenat toplanmış, itaat ve ibadetler makbul, dualar müstecap (kabul/icabet edilmiş, reddedilmez), günahlar ise affedilmiştir. Ve cennet bu ayı ihya eden mü’minlere âşıktır.

Ramazan-ı şerifin esrarı bereketi daha bu ay dâhil olmadan evvel başlamaktadır, zira Rasulullah efendimiz;

“kim ki ramazan-ı şerif ayının girmesi ile sevinirse Hz. Allah o kimsenin cesedini cehennem ateşine haram kılar”

Bu ayda verilen nimetleri anlatmaktan lisanımız acizdir. Bir ramazan-ı şerif ayı boyunca gelip gitsek bu ayda ki nimetleri anlatamayız. Fakat sizlere bir nebzesini anlatalım ki bu ayda yapılan ibadetlerin hakikatine erip Mevla’nın mükâfatlarına nail olalım.

Evvela ramazanın anlamını öğrenelim. Ramazanın lügat manası: yakmak demektir. Mü’minlerin günahını yaktığı için yani af olunduğu için Ramazan denmiştir.

İmam-ı Rabbani haz. Mektubat-ı şerifte mübarek ramazan-ı şerif ile ilgili olarak bu ayda bulunan füyuzata ve esrar-ı ilahiden gafil olunmamasına dikkat çekerek söyle buyurmuşlardır:

“sene içinde herhangi bir kimseye ne cihetten olursa olsun ulasan hayır ve berekat’ın tamamı, Ramazan-ı Şerifin sonsuz hadsiz ve hudutsuz olan rahmet denizinden bir damladır. Binaenaleyh bu mübarek ayı maddi ve manevi bakımdan derli toplu geçirmek, senenin tamamında derli toplu olmaya vesiledir. Dağınık ve manevi yönden gaflet içinde geçirmek ise senenin tamamında dağınıklığa sebeptir. Ramazan-ı şerifte manen dağınık olan kişilerin sene içerisinde toparlanması çok zordur. Bu mübarek ay kendisinden razı olarak geçiren kimseye müjdeler olsun. Bu ay kendisine gazap edip hayır ve berekatından mahrum olan kimseye ise yazıklar olsun.”

Yine baksa bir mektubunda “diğer aylardaki hayır ve berekat bu aydaki hayır ve berekattan bir katredir (damladır). Denizden istifade edemeyen damladan istifade edemez.” Buyurmaktadır.

Ebu Hureyre (r.a.)’dan dan rivayet edilen bir hadisi şerifte: ramazan-ı şerifin ilk gecesinde Allahü Teâlâ kullarına rahmet ile nazar eder ve onlara ramazan-ı şerifte azab etmez. Ramazan-ı şerifin her günü için binlerce insanı Allah-u Teâlâ affeder. Kadir gecesi ise o geceye kadar affettiklerinin adedince daha affeder. Yirmi dokuzuncu gecesinde ise o kadar daha affeder.” Buyurmaktadır.

Efendimiz(sav)’den yapılan müjdeler bu kadarla da kalmamaktadır. Bir başka hadis-i şerifte söyle buyurmaktadırlar:

“sizden biriniz ramazan-ı şerifte sahur yemeğini hazırlamak için veya teheccüd için uyanıp yatağında bir tarafından diğer tarafına hareket etse, Allah ona bir melek gönderir. Ve melek “Allah’ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun ey Allah’ın kulu kalk!” der. Namaz kılmak niyeti ile kalktığı zaman yatağı onun için dua ederek “Allah’ım bu Müslüman’a yüksek ve güzel cennet yataklarından ver.” Der. Elbisesini giydiği zaman elbisesi ona “ya rabbi bu kuluna cennet elbiselerinden giydir” diyerek dua eder. Nalinlerini giydiği zaman nalinleri onun için “ya rabbi sırat üzerinde bu kulunun ayaklarını sabit kılıp kaydırma” diye ve ibriğe yöneldiği zaman ibrik ona “ya rabbi bu kuluna cennet ibriklerinden ve kâselerinden ikram et” diye, abdest aldığı zaman abdestte kullandığı su “ya rabbi onu hata ve günahlardan temizle” diye, namaza durduğunda içinde bulunduğu ev “ ya rabbi bu kulunun kabrini geniş ve nurlu kıl ve rahmetini ziyade et” diye dua ederler. Cenabı Hakk o kuluna rahmeti ile nazar eder. Namazını bitirip dua etmeye başladığı zaman Cenab-ı Hakk “ey kulum dua etmek senden icabet ise benden, istemek senden vermek ise benden, istiğfar senden gufran ise bendendir” diye mukabele eder”

Ramazan-ı şerif ayı kendisine hürmet eden, ibadet ve itaatle meşgul olarak kendisini ihya eden kişiler için şefaatçi olacaktır. Haberde buyruldu ki;

“kıyamet gün ramazan-ı şerif en güzel surette gelip Allah’ın huzurunda secdeye kapanır. Bu esnada Allahü Teâlâ ramazan-ı şerife şöyle buyurur:

- Ey ramazan! Basını kaldır ve söyle ne istiyorsun?

- Ya rabbi! Benim hakkımı gözeten ve bana hürmet edenleri istiyorum

- Peki, git senin hakkını veren kimseleri bulup getir.

Bunun üzerine ramazan-ı şerif ayı onun hakkını verenleri alarak getirir ve Allah’ın huzurunda dururlar. Bu sefer Allahü Teâlâ söyle buyurur

- Ey ramazan! Ne istiyorsun söyle bakalım!

Bunu üzerine ramazanı şerif şöyle söyler

- İkramını istiyorum ya rabbi!

Bunu üzerine Allahü Teâlâ onlara ikramlarda bulunur. Sonra Allah’ın izniyle onların her biri günahkârlardan 70 bin kişiye şefaat ederler.

Sonra yine Allahü Teâlâ:

- Ey ramazan ne istiyorsun?

Ramazan-ı şerif der ki:

- Ya rabbi! Bunların her birine binlerce huri vermeni, her bir hurinin yanında binlerce hizmetçi bulunmasını istiyorum.

Bunun üzerine Allahü Teâlâ:

- Kabul ettim, der

Allahü Teâlâ yine söyle buyurur:

- Ey ramazan ne istiyorsun?

Ramazan-ı şerif söyle der:

- Allah’ım! Bunları peygamberlerine komşu yapıver.

Allahü Teâlâ da:

- Kabul ettim, buyurur

Yine Allahü Teala şöyle buyurur:

- Ey ramazan ayı daha ne istiyorsun?

Ramazan-ı şerif ayı der ki:

- Ya rabbi! Sen benim ihtiyaçlarımı giderdin. Fakat onların, ramazan-ı şerif ayında tuttukları oruçların ve kıldıkları namazların sevapları nerede?

Bunun üzerine Allahü Teala onların her birine, cennette kırmızı yakuttan ve yeşil zümrütten yüz bin tane şehir armağan eder, her bir şehirde bin kere bin yani milyon köşk vardır.”

Bu hadisi şerifte verilen haberler su ayeti kerime ile de te’yid edilmektedir;

“hiç şüphesiz, sabredenlere ecirleri hesapsız olarak verilecektir.” (zümer 10)

Yani rabbinin taatına sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak verilecektir. Onların sevaplarının haddi hesabı yoktur sayısı belli değildir, ardı arkası kesilmez.

Muhterem kardeşlerim:

Ramazan-ı şerif hakkında bildirilen o kadar çok hadis-i şerif ve müjdeler var ki burada bunlardan bazılarını zikredebildik. Hatta bu haberler arasında secim yapmakta zorlandık. Faziletini dillerle ifade etmek mümkün olmayan, sevabı ve mükafatı hesapsız olan bu mübarek ay, bütün hayırları içinde topladığından, kur-an’ı kerim de her şeyi içinde ihtiva ettiğinden, aynı zamanda bu mübarek ayda inzal buyruldugundan kur-an’ı kerim ile bu mübarek ay arasında imam-ı Rabbani hazretlerinin ifadesi ile tam bir münasebet vardır. Binaenaleyh bu mübarek ayda bol bol hatim-i kur’an okumak ve mukabele etmek sünneti müekkede’dir.

Ramazan-ı şerifin ilk günü akşam ile yatsı arasında “ya rabbi! Ramazan-ı şerif ile müşerref kıldığın için teşekküren” diye niyet edip iki rekat sevinç namazı kılınır.

Birinci rekâtta: bir Fatiha, bir inna Âtayna

İkinci rekâtta: bir Fatiha, bir ihlâsı serif okunur.

Namazdan sonra: 70 salâvat-ı şerife, 70 istiğfar-ı şerife okunur ve bu ayda nice hayırlara muvaffak olabilmek için dua edilir.

Ramazan-ı şerif ayında yatsı namazından sonra kılınan teravih namazı erkek ve kadınlar için sünneti müekkede olup cemaatle kılınması ise sünneti kifayedir.

Peygamber efendimiz bir hadisi şerifte:

“şüphesiz Allah size ramazan-ı şerif ayının gündüzlerinde oruç tutmayı farz, gecelerini de namaz kılmakla geçirmeyi sünnet kılmıştır.”buyurmaktadır.

Bu aya ait vecibelerden biride sadaka-i fıtır, fitre vermektir. Vacip olup, bayram namazından önce vermek gerekir. Zira namazda sehiv secdesi ne ise; oruç içinde sadaka-i fıtır odur.

Ramazan-ı şerifin bütün gün ve geceleri çok kıymetli olduğu gibi, bayram gecesi ve sabahı da cenabı hakkın af ve mağfiretinin zirvede olduğu zaman olup boş geçirmemek lazımdır.



Bookmark and Share