Sayfalar

dualar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dualar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2012 Cuma

İmtihana Girmeden Önce Okunacak Dualar


  • İmtihana Girmeden Önce Okunacaklar
    Gusül Abdesti Alınarak
    1-      Yusuf suresi
    2-      Ankebut suresi
    3-      20 defa “ferdün hayyün kayyümün hakemün adlün guddüsün anetil vücühü lil hayyül kayyüm” okunur
    4-      129 defa “ya latıfel lutafe ente hasbi ve kefa”
    5-      51 defa besmele-i şerife
    6-      7 defa “legad ca eküm…”ayeti (tevbe 128-129)
    لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ
    فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ ۖ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
    7-      7 tane Fetih suresi
    8-      Kalem suresi
    9-      7 defa Tarık suresi
    10-   7 defa Fetih suresi son sayfası 41 defa
    11-   1 defa fetih suresi son sayfası 7 defa okunur
    12-   Bal tefsiri okunur
    13-   Kenzül arş duası yazılıp suya bırakılır sabah namazında içilir. (yada okuyup suya üflenebilir, sabah namazında içilir)
    14-   İsm-i Azam Duası okunur.


23 Temmuz 2010 Cuma

Türkçe Hatim Duası


  
Âmin!
Elhamdü lillahi rabbil âlemin. Essalatü vesselamü ala seyyidina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeîn. Vagfü anna vağfirlena verhamna ente Mevlana fensurna alel kavmil kâfirin.

Ey vücüdu ile kaim, sıfatı ile zahir, esrarı ile mevcud olan Allah’ım. Bizleri âlemi ervahta “elestü birabbiküm” hıtabına muhatap tutarak Müslüman olarak yarattın. Bizlere ihsan ettiğin bu büyük lütfundan son nefes dâhil ayırma ya Rabbi!

Ya Rabbi! Mülk senin saltanat senin istediğine verir istediğinden alırsın. Sana iman ettik ‘amentü billâh’ sana hamd ederiz ‘elhamdülillah’ peygamberimizdir ‘Muhammed Mustafa rasulullah.’

Ya Rabbi! Günahkâr ellerimizi açtık, huzuruna geldik. Sen hâkimlerin hâkimisin. Kapına gelen kulunu boş çevirmezsin. İşte bizde buna dayanarak “inneke fe ala hulukîn azim” hutbesinin sahibi, iki cihan serveri peygamber efendimiz hürmetine, Kur’an-ı Kerimde geçipte ehline malum olan

5 Şubat 2010 Cuma

DUA

اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً
Mevlamız ayeti kerimesinde “yalvara yakara gizlice dua edin” buyuruyor.
Dua Allah ile kulları arasında bir bağdır. Sıkışan daralan kul kurtuluşu Allah’a yalvarmakta bulur ve hemen o anda duaya sarılır. Yukarıdaki ayette geçtiği gibi rabbimiz kullarının dualarını duyar. O bize her şeyden daha yakındır. Kendisine acılan elleri gören ve yapılan duaları duyan haz. Allah o duanın sahibini hiç bos çevirmez.
O sonsuz merhamet sahibidir. Yeter ki ona acılan eller ona yalvaran diller samimi olsun ve yapılan istekler usulü ile yapılsın.
Şimdi sırası ile duanın usulü ve kabul olmasının şartlarını teker teker öğrenelim.
Yapılan dualardan umulan faidelerin tahakkuk etmesi için duanın usulüne ve adabına tam manası ile riayet edilmesi ve duaların ihlasla yapılması lazımdır. Yoksa gelişi güzel yapılan her duanın kabul edilmeyeceğini söylemeye bile gerek yoktur. Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:
DUAg“kim güç ve sıkıntılı zamanında duanın kabul edilmesini isterse bolluk ve rahatlık zamanında çok çok dua etsin.” Buyurmaktadır.
Müslümanlar toplanıp İbrahim bin ethem hz’nin huzuruna çıkarak diyorlar ki;
- Ey Allah’ın dostu! Biz Allah’a dua ediyoruz fakat bir türlü kabul etmiyor. Bunun sebebi nedir? O mübarek veli şöyle cevap veriyor;
- “*Siz Hz. Allah’ı biliyor fakat onun emrini yerine getirmiyorsunuz,
*rasulü erkemi seviyoruz diyorsunuz fakat onun sünnetlerini terk ediyorsunuz,
*Hz. Allah’ın nimetlerini görüyor fakat onun şükrünü eda etmiyorsunuz,
*şeytanın düşman olduğunu biliyor fakat ona uymaktan kaçınmıyorsunuz,
*ölümün var olduğunu biliyor fakat takva sahibi olmuyorsunuz,
*kendi ayıplarınızı unutup başkalarının ayıplarını araştırmakla meşgul oluyorsunuz,
*cennet haktır diyorsunuz faka t oraya girmenize Sebeb olacak amelleri yapmıyorsunuz,
*ölülerinizi defnediyorsunuz fakat ibret almıyorsunuz.” Buyuruyor.
Şimdide duası makbul olan kimseleri öğrenelim;
- Baba ve annenin evladına yaptığı dua ve beddua: Allah’ın sevgili dostlarından bir zat Kâbe-i muazzama’yı tavaf için yola çıkıyorlar. Yolda bir köye uğruyorlar. Mezarlıktan geçerken bir kişi mezarından kalkıyor, merkep (eşek) gibi anırdıktan sonra tekrar mezarına yatıyor. O mübarek zat bu kişinin kim olduğunu öğrenmek isteyip akrabalarından birisi ile görüşmek istediğini söylüyor. Köylüler hayatta sadece annesi olduğunu söylüyorlar. O zatta gidip annesine niçin olgunun böyle yaptığını soruyor. Kadın: “oğlum her zaman içki içip eve gelirdi. Yine bir gün içkili geldi. Ona niçin böyle yaptığını sorduğumda bana ‘merkep gibi anırma’ dedi. Bu sözü çok ağırıma gitti ona beddua ettim. O günden beri böyle anırıyor.” Diye cevap veriyor.
- Misafirin yaptığı dua
- Evliya-ı kiramın duası; büyük zatlardan birinin hali gayet dar olup ailesinin ihtiyaçlarını karşılamaya muktedir değildir. Bir gün hanımı yanına gelir “sen Allah’a dünyayı bizim üzerimize geniş kılması için dua et!” der. Yani Allah’tan bizim için bolluk bereket iste demek ister. O zatta dua eder ve ertesi gün kadın odaya girdiğinde altından bir kerpiç bulur hemen esinin yanına gider ve kerpici gösterir. İaşe temini için kullanmaya karar verirler. Ancak o gece rüyasında da o zat kendisini cennete girmiş olarak görür. Ve cennette kendisine verilen köşkün bir kenarında bir tane kerpicin eksik olduğunu fark ediyor. Ve oradaki hizmetkârlarına “bu eksik kerpiç nerede” diye soruyor. Onlarda “biz onu Allah’ın emri ile dünyada iken sana getirdik.” Diyorlar. O zat dehşet içerisinde uyanarak kerpici alıyor ve secde-i rahmana kapanıp “ya rabbi! Bunu yerine iade ettim kabul et” diye dua ediyor. Cenab-ı Hakk da kerpici yerine iade ediyor.
Peki, dua nasıl yapılır? Adabı nedir?
1- Şerefli vakitleri aramak:
şerefli vakitler sene içerisinde arefe günleri, aylardan ramazan ayı, haftalarda Cuma günleri, gün içerisinde seher vaktidir.
Musa (as) Cenab-ı Hakk’a “ya rabbi sana hangi vakitte dua edeyim ki, benim dualarımı kabul edesin” buyuruyor. Hz. Allah “bana hangi saatte dua edersen kabul ederim.” Musa (as) aynı niyazı bir kaç defa tekrar edince Cenab-ı Hakk “gecenin yarısında dua et. Zira o saatte bana dua eden eşkıya dahi olsa duasını kabul ederim.” Buyuruyor.
Harun Reşid’in çok Salih bir komşusu olup çok fakirdir. Küçük çocukları da olan bu zatın yiyecek bir şeyleri olmadığı için çocukları çok açtı. Bu zat gecenin yarısında kalkıyor. İki rekât namaz kılıyor. Hz. Allah’a dua ediyor. Harun Reşid de o anda rüyasında şöyle bir ses işitiyor. “ya Harun! Sen tok yatıyorsun. Komşun çocukları ile aç yatıyor.” Bunun üzerine Harun Reşid hemen kalkıp mutfakta yiyecek cihetinden ne mevcut ise hepsinden birer tane alıp komşusuna götürüyor. İhtiyar komşusu henüz duasını tamamlamadan Harun Reşid’in yiyecek getirdiğini görüyor ve hemen Hz. Allah’a şükür secdesine varıyor.
2- Şerefli hallerden istifade etmek:
Ebu Hureyre şöyle buyuruyor: “gök kapıları İslam ordusu ile küfür ordusunun karşılaştığı, yağmurun yağdığı ve farz namazların kılındığı esnada açılır. Bu vakitleri ganimet bilip dua edin.” Buyuruyor.
Ve yine hadis-i şerifte “kulun Allah’a en yakın olduğu yer secde mahallidir.” Buyruluyor. Bilindiği üzere şeytan-ı aleyhillane Hz. Allah’ın huzurundan kovulduğu zaman “senin kullarını saptıracağım ve senin cennetine giden yolun ortasına oturacağım. Cennete salmayacağım.” Diyor. İşte o anda Hz. Allah şeytana iki yeri yani altı ve üstü (secde ve dua) unutturuyor. Onun için secde halinde Mevla’ya iltica etmemiz lazım.
3- Kıbleye dönerek, kollarının altı görünecek şekilde ellerini açarak dua etmek:
İbn-i Abbas’ın rivayetinde: “rasulü Ekrem dua ettiği zaman avuçlarını birleştirir ve iç kısmını yüzüne çevirirdi.” Buyruluyor.
Peygamber efendimiz: “duayı bitirdiğiniz zaman ellerinizi yüzünüze sürün onda bereket vardır. Çünki her iki el de semavi bereketlerle dolmuştur. Ondan bereketleri azaların en hayırlısı olan yüzünüze akıtmış olursunuz.” Buyuruyor.
4- Duayı gizlice yani hafif sesle yapmak:
Nitekim Rabbimiz bir ayeti Celilesinde mealen: “Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın” buyuruyor. Gönülden yani Hz. Allah’ın gayrısını kalpten çıkararak, sırf Mevla ile meşgul olarak dua etmek lazımdır.
Hz. Allah bir hadis-i kutside “ey insanlar! Kalbiniz benden başkasına çevrilmiş olduğu halde dua ederseniz gittiğiniz bu yol batıldır.” Buyuruyor. Hadis-i kutsiden anlıyoruz ki; kişi dua ettiği zaman sadece Hz. Allah’ı düşünmeli, hem lisanen hem de kalben dua etmelidir. Böyle yapılan duanın kabul olmasına hiçbir mani yoktur.
5- Duada yapmacık sözlerden sakınmak:
Dua eden kapıda ki dilenci gibidir. Tevazu ve huşu içinde istemelidir. Külfetli ve yapmacık sözlerden kaçınmalıdır. Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifte buyuruyor ki: “dua da yapmacık sözlerden kaçının. Allah’ım senden cennet ve cennete yaklaştıracak söz ve amel diler, cehennem ve cehenneme yaklaştıracak söz ve işlerden sana sığınırım demek kâfidir.”
6- Huzur ve huşu içinde Allah’tan korkarak ve kabulünü umarak istediği şeyde ısrarlı olmaktır.
7- Duasında azimli kabulünde ümitli olmak sureti ile Hz. Allah’a karşı hüsn-ü zanda bulunmak. Hadis-i şerifte: “sizden biriniz dua ettiği zaman kabul olunacağına büyük ümit besleyin. Çünki onun kabulü Allah için kolaydır.”
8- Tekrar tekrar isteyerek duada ısrar etmek. İbn-i mesut peygamber efendimiz hakkında: “dua ettiği zaman üç defa dua eder. Allah’tan bir şey istediği zaman 3 defa isterdi.” Buyuruyor.
9- Duaya besmele ile başlamak. Seleme bin akça Hz. Şöyle anlatıyor. “                  بِسْمَانِى رَبِّيَ اْلعَلِىِّ اْلاَعْلَي اْلوَهَّابْ (bismani rabbiyelaliyyil aglel vehhab) demeden peygamber efendimizin duaya başladığını duymadım.”
10- Duanın kabul olmasının asıl sebebi tevbe etmek, helalleşmek, bütün himmetini Hz. Allah’a bağlamaktır. Süfyan-ı servi Hz. Anlatıyor. Beni israilde 7 yıl yağmur yağmadı. Kıtlıktan çöp leşlerini yiyecek hale geldiler. Hatta çocuklarını bile yediler. Bu vaziyette dağlara çıkarak Allah’a yalvardılar. Fakat Hz. Allah onların peygamberlerine vahyetti:
- Bana yürümekten ayaklarınız dizlerinize kadar sürtse, elleriniz semaya değecek gibi yüksek dağlara tırmansanız kul hakkını ödemedikçe duanıza icabet etmem ve ağladığınıza acımam. Bunun üzerine onlar birbirleriyle helalleştiler ve Hz. Allah bereketini onlar üzerine indirdi.
Bazı kere dua kabul olunmaz. Bu dua ya nefsinde zayıf olduğu içindir yani bir kişi nefsinde bir kişiye nefret beslerse Hz. Allah o duayı kabul etmez. Veya duanın kabulüne bir mani vardır. Haram yemek, zulm etmek, kalbinin günahları sebebi ile kararması ve gafletin kendisine galip gelmesi gibi şeyler dolayısı ile.
Şu anlatılanlardan anlıyoruz ki Allah’a dua eden kimsenin midesinde haram lokma bulunmamalıdır.
Nitekim bir defasında sahabeden Saad bin ebi vakkas peygamber efendimize söyle dedi: “ya Rasulallah! Hz. Allah’a dua ediyorum fakat duam kabul olunmuyor.” Peygamber efendimiz “ey Saad! Haramdan sakın zira midesine bir lokma haram girmiş olan kimsenin duası 40 gün kabul olunmaz.”
Şeyh ishak Hz. Bir köye giderken yolda Salih bir derviş ile karşılaşıyor. Derviş “sübhanallah, biz zatına dua ettirmek için geliyorduk. Burada intisab ettik.” Deyince şeyh ishak “size ne oldu ki bana dua ettirmek üzere geliyorsunuz?” derviş “sultan bize iki köle teslim etmişti. Bir kere kaçtılar, Gürcan vilayetinde bulduk. Yine kaçtılar. Eğer bulamazsak sultan hepimizi öldürecek.” Şeyh Hz. Hemen iki rekât namaz kılıyor ve dua etmeye başlıyor. Biraz sonra kölelerin bulunduğuna dair haber geliyor. Şeyh Hz.nin hizmetinde bulunan derviş “bunca zamandır hizmetinizde çalışıyorum. Hiçbir kusur etmeden rızanızı almaya çalışıyorum. Kıldığınız şu iki rekât namaz ile yaptığınız duayı şu fakire öğretinde bir hacetim olduğu zaman benimde duam kabul olsun.” Der. Şeyh “ey derviş! Bu duanın kabulü şimdiki namaz için olmayıp 30 senedir nefsimi haram lokmadan muhafaza ettiğim içindir.”
Duaya başlarken dikkat edeceğimiz bir hususta başında ve sonunda salâvat-ı şerife okumak duanın kabulüne vesile olur.
Nitekim peygamber efendimiz hadis-i şerifte: “dua ile Allah arasında peygamber ve ashabına Salatü selam getirilinceye kadar bir perde vardır. Salatü selam getirilince hemen perde kalkar dua kabul edilir. Getirilmezse dua geri döner.”
Cenab-ı Hakk dualarımızı indi ilahiyesinde makbul, müesser ve müstecap buyursun. Âmin
Bookmark and Share

Çeşitli Dualar -1

 

اَلَّلهُمَّ الرْزُقْنَا اِيمَانًا دَاءِمًا وَ يَقِينًا صَادِقًا وَ قَلْبًا خَاشِعًا وَلِسَانًا زَاكِرًا وَعَمَلاً مَقْبُولًا وَ ِرزْقًا وَاصِعًا وَعِلْمًا نَافِعًا وَدَرَجَتًا رَافِعَتًا وَ تَوْبَتًا نَصُوحَتًا قَبْل َاْلمَوْتِ وَ رَاحَتًا عِنْدَ اْلمَوْتِ وَمَغْفِرَتًا بَعْدَ اْلمَوْتِ وَ اَمْنًا مِنَ اْلعَذَابِ اْلقَبْرِ

Okunuşu:

allahümmerzukna imanen daimen ve yekînen sadıkan ve kalben haşian ve lisanen zakiran ve amelen makbülen ve rızkan vasian ve ilmen nafian ve deraceten rafiaten ve tevbeten nasuhaten kablel mevti ve rahaten ındel mevti ve magfireten bagdel mevti ve emnen min azabil kabri

Manası:

Ey Allah’ım! Sen bizi daim, yakîn ve sadık olan iman, senden korkan kalp, zikir edici olan lisan, makbul olan amel, geniş rızık, menfaatli olan ilim, yüksek derece, ölümden önce Nasuh tevbesi, ölüm anında rahatlık, ölümden sonra mağfiret ve kabir azabından emniyet ile rızıklandır.”

dua

Bookmark and Share

25 Ocak 2010 Pazartesi

Duanın Kabul Olunduğu Yerler

  • Kur’an-ı Kerim hatmedildigi vakit,
  • Ezanla Kaamet arası,
  • Hastalıkta,
  • Kabe görüldügü vakit,
  • Recep ayının ilk gecesi,
  • Gece yarısından sonra,
  • Oruçlu iken,
  • Cuma gecesi,
  • Misafirlikte,
  • Secde anında,
  • Kandil gecelerinde,
  • Arafatta,
  • Zemzem suyu içilirken,
  • Yolculukta,
  • Yağmur yağarken,
  • Arefe günü,
  • İftar vakti,
  • Ramazan-ı şerifte,
  • Beraat gecesi,
  • Harp meydanında,
  • Kalp üzüntülü iken,
  • Bayram geceleri,
  • Farz namazdan sonra,
  • Seher vakti,
  • Hacerul esved yanında….

Bookmark and Share

11 Ocak 2010 Pazartesi

Regaip Gecesi

Bu gece bizi yoktan var eden, yerdeki karıncadan havada uçan kuşa kadar bütün mahlukatı insanoğlu için halk eden rahmeti, mağfireti bol olan Rabbimizin ‘sen olmasaydın bu alemi halk etmezdim’ dediği insanların sevgilisi insü cinin nebisi 70.000 alemin efendisi olan sevgili Peygamberimizin dünyaya, ana rahmine inzal buyurduğu gece…

Evet Allah’ın rasulü dünyayı şereflendirmeden önce onun mübarek nuru şereflendiriyor dünyayı ve o nur Hz. Âdem’den Hz.ibrahim’e oradan Hz.ismail’e ve dedesi Abdulmuttalib’e ve oradan da gerçek sahibi olan Peygamber Efendimiz’e kadar intikal ediyor bu gecede…

Peygamber efendimiz buyuruyorki:

اَوَّلُ مَا خَلَقَ اللهُ نُورِي اَوْ رُوحِي وَ كُنتُ نَبِيًّا وَآدَمَ بَيْنَ اْلمَاءِ وَالطِّينِ

Allah’ü Zülcelal hazretleri ilk önce benim nurumu, benim ruhumu yarattı. Adem a.s. su ve toprak arasında iken ben peygamber idim, benim peygamberliğim ilan edilmişti, buyuruyorlar.

Bu hadisi şerife göre: peygamber efendimiz madde itibari ile peygamberlerin sonuncusu ama mana itibari ile peygamberlerin evvelidir. Demek ki ilk peygamber de Muhammed a.s. son peygamberde yine Muhammed a.s.dır. Çünkü zaten onun nurundan bütün kâinat arz ve semavat yaratılıyor.

Nitekim birgün Cebrail a.s. peygamber efendimizin yanına geliyor ve;

“ya Muhammed! Hz. Allah beni yaratınca arşu alanın altında 18bin sene tuttu. 18 bin yıl arşu alanın altında ben Rabbimi zikir ile onu tesbih ile meşgul olduktan sonra rabbime sordum ‘ ya Rabb! Benden önce baksa bir mahluk yarattınmı benden önce baskasını halk ettinmi Allah’ım?’ Allah-ü Zülcelal buyurdu ki; فَانْظُرْ اِليَ اَمَامَكَ ‘önüne bak ya Cebrail!’ نَظَرْتُ ben önüme baktım رَاَيْتُ نُورًا عَظِيمًاazim bir nur gördüm. Gözlerimi kamaştırıyordu. ‘ya Rabb! Bu nur kimin nurudur? Nedir bu nur ya Rabbi?’ haz. Allah buyurdu ki; ‘o nur varya o nur! O nur benim habibimin nurudur. Ya Cebrail! Bak bakalım habibimin sağına…’ sağına baktım bir nur, sol tarafına baktım bir başka nur, önüne ve arkasına baktım yine iki tane nur gördüm.’Peki Allah’ım bu habibinin nurudur bunu anladım. Ama sağında, solunda, önünde ve arkasında olan bu kimin nurudur?’ haz. Allah buyurdu ki; ‘onlar habibimin çok sevdiği dört eshabının nurudur ya Cebrail! Bunlar dünyada ki makamları. Ahrette ki makamları ise; onlara didarımı gösteririm, onlara cemalimi seyrettiririm, onlar cemalimi seyrederler. Ya Cibril! Onları sevenleri, Allah’ın rasulüne ve dört eshabına muhabbet besleyenleri vallahi cennetime koyarım’” diyerek üç defa tekrarlıyor yüce Mevlamız. ‘ben çok cömert ve kerimim! Ama eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım, arşı kürs’ü yaratmazdım, levh ve kalemi yaratmazdım. Bütün zerratı kâinatta ne varsa onların her birerlerini Muhammed hürmetine yarattım, onun nurundan halk ettim.’ Buyuruyor.

Nitekim 1965 yılında Amerikan ve İtalyan arz mütehassısları (yeryüzü bilimcileri)yerin derinliklerine indikleri zaman toprağın beyaz olarak çıktığını görünce, dehşete kapılarak bu değişik manzara karşısında, ‘vallahi bu beyazlık hz. Muhammed’in nurunun beyazlığı’ deyip, iman etme mecburiyetinde kalmışlar.

Hatta bir defasında peygamber efendimiz, Cebrail (A.S)’a yaşını soruyor ve Cebrail (A.S); ‘Ya Rasulullah! Cenabı Hak her 70 yılda bir yıldız halk eder. Ben o yıldızı 70000 defa gördüm’ deyince peygamber efendimiz; ‘Ya Cibril! O senin her 70 yılda, 70000 defa gördüğün yıldız benim nurumdur” buyuruyor.

İşte bu nurun halkını hz Ali Efendimiz su sekilde anlatıyor;

Allahü Teala önce rasulü erkemin nurunu yarattı. Sonra bu nurdan arş’ı kürsi’yi yarattı. Daha sonra cennet ve cehennemi, yer ve gökleri var etti. Adem (as)’ı yaratmadan 324bin yıl önce rasulü erkemin nurunu yarattı. Sonra 12 hıcab yarattı ki onlar kudret, azamet, minnet, rahmet, saadet, keramet, menzilet, hidayet, nübüvvet, rif’at, heybet ve şefaat hıcablarıdır. Rasulü erkemin nuru on iki bin yıl kudret hıcabı içinde, on bir bin yıl azamet hıcabında, on bin yıl minnet hicabında, dokuz bin yıl rahmet hicabında, sekiz bin yıl saadet, yedi bin yıl keramet, altı bin yıl menzilet, beş bin yıl hidayet, dört bin yıl nübüvvet, üç bin yıl rıf’at, iki bin yıl heybet ve bin yılda şefaat hıcabında bekledi. Sonra altı bin yıl Arş’da durdu. Sonrada sırasıyla Adem (as)’ın beline, oradan Şit (as)’ın ve böylece ta muttalibin oğlu abdullah’a kadar geldi ve nihayet Mekke-i Mükerreme de dünyaya geldi.

Nakledildigine göre; Allah Teala alemlerin fahri Muhammed (sav)’in nurundan bir ağac yarattı. Bu ağacın dört budağı vardı. Buna şeceretü’l-yakîn denirdi. Sonra rasulü erkemin nurunu inciden bir perde içinde açıkladı. Bir tavus suretinde olan bu nur o agacın üzerine kondu. Bu agacta bin yıl tesbih etti. Sonra Allah Teala haya aynasını yarattı. Tavusun karsısına koydu. Tavus aynada çok güzel sureti görünce utandı. O kadar utandı ki utancından beş kere secdeye kapandı. Allah Teala bu nura bir nazar eyledi ve bu nur hayasından terledi. Allah Teala bu nurun basının terinden melekleri, yüzünün terinden arş’ı, kürsi’yi, levh, kalem, güneş, ay ve yıldızları yarattı. Vücudunun terinden yerleri ve yerin dibine kadar olan her şeyleri; cehennemi ve cehennemin içindekileri yarattı. Sonra Allah Teala o nura “önüne bak” diye emretti. Nur önüne baktı, gördügü haz. Ebu Bekir’in nuru idi. Ardında hz. Ömer’in, sağında Osman’ın ve solunda da Hz. Ali’nin nurlarını gördü.

Rasulü erkemin nuru 70bin yıl tesbih etti. Sonra Allah Teala ilk peygamberlerin canlarını yarattı. Canı yaratılan peygamber LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RASULULLAH dedi. Sonra Allah Teala bir kandil yarattı. Rasulü erkemin nuru dünyada oldugu gibi suretlenip kandile kondu. Sonra peygamberlerin ruhları iki yüz yıl bu kandili tavaf ettiler. Sonra Allah teaa bu ruhlara kandile bakmalarını emretti. Herkes kandile baktı. Orada rasulü erkemin basını görebilen, dünyada sultan oldu. Ayak tarafını görebilen adil oldu. Gövdesini gören alim oldu. Hulasa rasulü erkemin mübarek ruhundan kim neresini görebilmiş isegörüşüne uygun olarak dünyada bir mevkii almıstır. Sonra Allah Teala ahmed (احمد) şeklinde namaz kılmalarını emretti. Yani kıyanı A (ا), rükûu H (ح), sücudu M(م), teşehhüdü D(د) şeklinde kılmalarını emretti. Sonra peygamberlerin suretlerini peygamberimizin diger adı olan Muhammed lafzına benzer bir şekilde yarattı.

İşte bu bahsedilen nuru Muhammedi ilk önce Hz. Âdem’e intikal ediyor. Hz Allah o nuru Adem (A.S)’ın alnına yerleştiriyor ve melekler her gün o nuru tavaf etmeye, seyretmeye geliyorlar Hz. Adem’in yanına. Ama Âdem (A.S) o nuru göremiyor ve Hz. Allah’a dua ediyor ‘Ne olur Ya Rabbi! O nuru benimde görebileceğim bir yere koy’ diyor. Bunun üzerine Hz. Allah o nuru Adem (A.S)’ın alnından alıp, baş parmaklarına koyuyor ve Adem (A.S)’da doya doya seyrediyor, temaşa ediyor.

Daha sonra Hz. İbrahim’e intikal ediyor bu nuru Muhammedi ve Hz. İbrahim dünyaya geldiği gece semayı bir sancak aydınlatıyor. Dünya bir anda Hz. İbrahim’in dünyaya gelişi ile aydınlanıveriyor. Meleküte, bütün melekler âlemine ‘bu Hz. Muhammed’in nurudur.’nidası yayılıyor. Bütün meleküt aleminde bir heyecan, bir coşku. Allah Rasulünün nurunun Hz. İbrahim’e tecelli edişi merasimini, Hz. İbrahim’in doğduğu gece seyrediyorlar. Ondan sonra Hz. İbrahim’den, Hz. İsmail’e intikal ediyor.

Allah Rasulünün nesebi Hz. İsmail’e dayanır. Ceddi âlisi Hz. İsmail’dir. Hz. İsmail’den dedesi Abdülmuttalip’e ve ondan da oğlu Abdullah’a geliyor.

Bir gece Abdülmuttalip Kabe-i Muazzama’nın gölgesinde uyuyor. Kendisinden geçiyor ve korkulu bir rüya görüyor. Hemen kalkıp kureyşlilerin oldugu yere gidiyor.

Kureyşin kahinleri, bilim adamları diyorlar ki; “sen de bir telaş görüyoruz, sende bir heyecan var. Nedir bu halin? Nedir bu telaşın?”

Abdulmuttalip cevap veriyor; “dün gece ruyamda vücüdumdan bir ağacın cıktıgını gördüm. O çıkan agacın dalları bütün dünyayı sardı. Ucu göklere ulasıyor, dalları da doğudan batıya doğru her tarafa yayılıyordu. Baktım ki kureyşin bir kısmı bu dallara sarılıyor, onlara yapışıyor, bir kısmıda bu dalları kesiyor ve buduyorlardı. Ve arap olan ve olmayan bütün insanlık, bütün kainat o ağaca secde ediyordu. Bende dedim ki; su ağacın dallarından birine de ben yapışıvereyim. Yapışmak istedim ona sarılayım dedim, o anda bir ses işittim. “ey Abdulmuttalip! Sen git burada senin nasibin yok.” Dediler. “burada kimin nasibi var” dedim. Cevaben denildi ki; “onu tutmus olanların, yapışanların, sarılanların kendilerinin ve dünya ayakta durdukca sulbünden meydana geleceklerin, o agaca secde edeceklerin neslinin tamamının nasibi var” dediler.

Elhamdülillah işte biz o nasiplilerdeniz. Eğer o nasiplilerden olmasaydık bu gece burada toplanıpta fahri kainatı ihya edemezdik.

Abdülmuttalip bunu anlatınca kahinler, o devrin papazları, bilim adamları telaşa kapılıyorlar. “eğer dediğin doğru ise o senin neslinden gelecek bir peygamberdir. Artık peygamberlik Yahudilerden alınıp Kureyş’e mi veriliyor. Eğer öyleyse, onun dünyaya gelişi bizim için bir felakettir diyorlar.

İşte o Yahudilerin korktukları an yavaş yavaş yaklaşmaya başlıyor.

Peygamber efendimizin nuru abdülmuttalib’e, abdülmuttalip’ten oğlu Abdullah’a, Abdullah’da evlenince nuru Âmine validemize intikal ediyor.

Ve nihayet o muhteşem gece, o eşi benzeri olmayan olay meydana geliyor. Ve peygamber efendimizin nuru bu geceyi aydınlatıyor. İşte bu gece yani eşhuru hurumdan olan recebi şerif ayında bire yüz, ramazanı serifte ise bire bin ve hatta hesapsız olarak ibadetler karsılıgını bulur.

Bu gecede akşamla yatsı arasında 12 rekat hacet namazı kılınır. İki rekatte bir selam verilerek kılınan bu namazda fatiha’dan sonra her rekatte 3 inna enzelnahü 12 ihlası serif okunur, namazdan sonra 7 salatı ümmiye okunur. Salatı ümmiye “allahümme salli ala seyidina muhammedinve ala alihi ve sahbihi ve sellim.”
Secdede 70 defa ‘subbuhun kuddusun rabbuna ve rabbul melaiketi verruh' okunup kalkılır.
‘rabbiğfir verham vetecavez amma ta'lem inneke entel eazzül ekrem' deyip tekrar secdeye varılır.
70 defa ‘subbuhun kuddusun rabbuna ve rabbul melaiketi verruh' deyip secdeden kalkar.
Daha sonra cenabı hakka dua ile iltica edilir. Bilhassa “allahümme barik lena recebe ve şa’bane ve belliğna ramazan” duasını bolca okumalıdır.
Birde Regaip gecesinin ertesi günü yani Cuma günü öğle ile ikindi arasında 4 rekat teşekkür namazı kılınır.
Cenabı hakk cümlemize bu geceyi hakkıyla ihya edebilen kullarından olabilmeyi nasip eylesin.



Bookmark and Share

Recep Ayında Kılınacak Namaz

RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ

Receb’in; 1’i ile 10’u arasında, 11’i ile 20’si arasında ve 21’i ile 30’u arasında olmak üzere sadece birer defa kılınacak 10’ar rekât hacet namazı vardır. Bunların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okunacak dualarda fark vardır.

Bu namaz, mümin ile münafığı ayırır. Bu 30 rekât namazı kılanlar, hidayete ererler. Münafıklar bu namazı kılamazlar. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rekât namaz Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v.) berberi Selman-ı Pak (r.a.) Hazretleri tarafından rivayet edilmişdir.

Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, Cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdaldir.

Kılınışı: Hacet namazına şu niyetle başlanır: “Ya Rabbi, teşrifleriyle dünyayı nura gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerif hürmetine, beni feyz-i ilahine, afv-ı ilahine, rıza-i ilahine nail eyle, abid, zahid kulların arasına kaydeyle, dünya ve ahret sıkıntılarından halas eyle, rıza-i şerifin için”, Allahü ekber.

Her rekatte 1 fatiha, 3 kul ya eyyühe’l-kafirun, 3 ihlas-ı şerif okuyup, 2 rekatte bir selam verilir. Böylece 10 rekat tamamlanır.

*ilk 10 gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa “la ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehü2l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyi ve yümit. Ve hüve hayyün la yemütü biyedihi’l-hayr. Ve hüve ala külli şey’in kadir” okunup dua edilir.

*ikinci 10 gün içinde yani Receb’in 11’i ile 20’si arasında kılınan 10 rekatten sonra,11 defa: “ilahen vahıden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyumen daimen ebeda” okunup dua edilir.

*üçüncü 10 gün içinde, yani Receb’in 21’i ile 30’u arasında kılınan 10 rekatten sonra da 11 kere: “allahümme la mania lima a’tayte, vela mu’tiye lima mena’te, vela radde lima kadayte, vela mübeddile lima hakemte, vela yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü. Sübhane rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-vehhab. Sübhane rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-vehhab. Sübhane rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-kerimi’l-vehhab. Ya vehhabü ya vehhabü ya vehhab” okunup dua edilir.



Bookmark and Share

9 Ocak 2010 Cumartesi

Tevbe ve İstiğfar Duası

Tevbe istiğfar duası

Buyurun cemi cümle günahlarımızın sayısız kusurlarımızın affı için Estagfirullah estagfirullah estagfirullah-el azîm el kerîm errahîm ellezi la ilahe illa hüv –el hayyel kayyüm ve netûbü ileyk.

Tevbeten abdin zalimin linefsihi mevten ve la hayaten vela nüşüra.

Ve nes’elühüttevbete vel mağfirete vel hidâyete lena innehü hüvettevvabürrahim, innehü hüvettevvabürrahim, innehü hüvettevvabürrahim.

İlahi ya Rabbi! İlahi ya Rabbi! İlahi ya Rabbel-âlemin…

Sohbete Başlamadan Önce Okunacak Dua

Sohbete başlamadan önce okunacak dua:

Eûzü billahissemî-ıl alimi mineşşeydanirracîm. Rabbî eûzü bike min hemezatişşeyatîn. Ve eûzü bike rabbi ey yahzurûn

Bismillahirrahmanirrahim kul eûzü birabbin nas… (nas sûresi sonuna kadar okunur.)

Bismillahirrahmanirrahim İnnallahe ve melâ-iketehü yüsallüne alennebî , yaa eyyühellezine âmenü! Sallü aleyhi ve sellimü teslima. (ayeti kerime)

Sallü alâ rasulina Muhammed (salavatı şerife okunur sessizce)