Sayfalar

sevabı fazileti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevabı fazileti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2010 Pazar

Kadir Gecesi




إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ* وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ * لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ
تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ * سَلَامٌ هِيَ حَتَّىٰ مَطْلَعِ الْفَجْرِ


Manası: biz o Kur’an-ı kerimi kadir gecesinde inzal ettik. Sen kadir gecesinin ne olduğunu bilirmisin. O kadir gecesi 1000 aydan daha hayırlıdır. O gece melekler ve ruh Rablerinin izni ile her bir emir için inerler. Selam olsun. O gece fecr doğuncaya kadar (gün ışıyana) sürer.

إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ       Biz K.K.’i leyle-i kadirde levhi mahfuzdan sema-i dünyaya, beyti izzete inzal ettik. Bagdehü cebrail(as) yirmi veya 23 yılda ezmani müteferrikada Peygamber Efendindimiz’e inzal ettik.

Kadir takdir ve sıkışıklık manasınadır. Bütün emirler ve hükümler o senenin tamamı için takdir edilir taaa gelecek seneye kadar.

Hz. Allah duhan suresi 4. ayetinde
فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ
her hikmetli iş o gece ayırt edilir buyurmuştur.

27 Temmuz 2010 Salı

KUR’AN-I KERİM

,لَوْ أَنْزَلْنَا هَٰذَا الْقُرْآنَ عَلَىٰ جَبَلٍ لَرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ ۚ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

Manası: eğer biz o Kur’an-ı Kerimi dağlar üzerine indirmiş olsaydık o dağların Allah korkusundan paramparça olduğunu görürdünüz. O koskoca dağlar taşımaya kadir değil iken onu küçücük cüssesiyle insan yüklendi. (haşr 21)
Yani Allah azze ve celle peygamber efendimize, “ben emaneti yerlere göklere ve dağlara arz ettim. Onlar takat getiremediler. Onu yüklenmekten kaçındılar. Bizde insanoğluna yükleyiverdik.” Buyuruyor.

Mevlamız emaneti ilk olarak levhı mahfuza indiriyor. Yarın mahşer gününde “ey levhı mahfuz emanetimi ne yaptın?” levhı mehfuzda “ben onu Cebrail as’a verdim.” Bu defa Cebrail as çağrılacak ve ona sorulacak o da “Muhammed Mustafa’ya (sav) indirdim.” Diyecek. Bu defa peygamber efendimiz çağırılacak ve o “ya Rabbi! Ben emanetini ayet ayet sure sure ümmetime öğrettim.” Buyuracak. Bunun üzerine hz. Allah ümmeti Muhammedi çağıracak ve soracak. Ümmeti Muhammedden bazıları “ya Rabbi! Biz o emanetin hükümleri ile amel ettik. Mübarek gecelerimizde o Kur’an-ı Kerim’i okuyup gecelerimizi ihya ettik ve her derdin çaresini onda aradık.” Diyecekler. Bazıları ise birbirlerine soracaklar “acaba hz. Allah’ın emaneti ne idi?” diye Kur’an-ı Kerimden bi haber bir şekilde kalacaklar.
Mevlam o günde hakkı ile cevap verebilmeyi nasip eylesin.

Evet, Kur’an meclislerinde olmak çok önemli! Çünki bu nurlu meclislere ancak hz. Allah’ın seçtiği nasipli kulları girer. 40 mevzuda 40 hadis kitabında buyruluyor ki;
“pislik böcekleri daima pislikte dolaştıkları için gül bahçelerini sevmezler, oralarda dolaşmazlar. Aynen Allah’ın hidayetinden mahrum olan kullarda bu nurlu meclislere giremezler.”

Peygamber efendimize

وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰ * وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولَىٰ (duha 4) 

Ayetleri nazil olunca irtihal edeceğini anlıyor ve Bilal-i Habeşi’ye “ya Bilal! Ezan oku!” buyuruyor. Bilal-i Habeşi hz. Ezan okuyor ve eshabı kiram mescide toplanıyorlar. Peygamber efendimiz iki rekat namaz kıldırıp şöyle hıtap ediyor;
- Ey Ashabım! Size Kur’an-ı Kerim’i bi hakkın tebliğ ettim mi? Ashap
- Evet ya rasulallah! Diyorlar ve peygamber efendimizinirtihal edeceğini anlayıp ağlıyorlar. Peygamber efendimiz şehadet parmağını semaya kaldırıp 3 defa “şahit ol ya Rabb! Şahit ol ya Rabb! Şahit ol ya Rabb!” diyor. Ve böylelikle Kur’an-ı Kerim’i hakkı ile tebliğ ettiğine Cenab-ı Hakk’ı şahit tutuyor. Ahrette bizlerden geri istiyecektir. Bu mesuliyetin ağırlığını düşünmek ona göre hareket etmek lazımdır.

İbn-i Mes’ud anlatıyor;
“Rasulümüz ayrılık vakti yaklaştığında bizi Âişe validemizin evinde topladı, bize baktı, mübarek gözleri yaşardı ve ‘merhabalar olsun, Allah size selamet versin. Size takvayı ve hz. Allah’a itaati tavsiye ederim. Ayrılık vakti yaklaştı. Hz. Allah’a ve cennete dönüş vakti geldi. Beni ehli beytimin erkekleri yıkasın. Beni bu elbiseme veya şu yemen elbisesine kefenleyin. Yıkama ve kefenleme işi bittiği zaman bu odada yatağımın üzerine şu kenara koyun ve bir saatliğine odadan çıkın. Benim üzerime ilk cenaze namazını ordusu ile beraber Cebrail as, sonra orduları ile beraber sırası ile Mikail, İsrafil ve Azrail as kılarlar. Sonra bölük bölük odama girip sizler kılarsınız.’ Buyurdular. Bunu duyan ashap feryad ederek ağladılar ve; ‘Ya Rasulallah! Sen rabbimizin nuru, topluluğumuzun ışığı ve işlerimizin sultanısın. Sen aramızdan ayrılınca biz kime müracaat edeceğiz?’ efendimiz; ‘ben sizi geceside gündüzü gibi aydınlık olan bir yol üzerine bıraktım ve size biri konuşan diğeri susan iki vaiz bıraktım. Konuşan Kur’an-ı Kerim, susan ise ölümdür. Herhangi bir işte müşkilat çıkarsa Kur’an-ı Kerim ve sünnetime müracaat edin, kalbiniz katılaştığı zaman ölüm ve ölüm ahvalini düşününüz.’” (tefciruttesnim 1/177)

Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde

افضل العبادت امتى تلاوت الققر ان

Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur’an-ı Kerim okumaktır. Buyurmuştur.

Yine peygamber efendimiz başka bir hadis-i şeriflerinde;
“demir paslandığı gibi kalpte paslanır.” Buyurduğunda ashap: “ya rasulallah, onu cilası nedir?” diye sordular. Peygamber efendimiz “Kur’an-ı Kerim okumak ve ölümü hatırlamaktır.” Buyurdular.
Kur’an-ı Kerim okumak kalplerin nurlanmasına sebep oluyor. Onun için Kur’an-ı Kerim’i daima okumamız lazımdır.

Kur’an-ı Kerim’i okuyup ahkâmı ile amel eden kavuna benzer. Tadı güzeldir ama kokusu yoktur.
Kur’an-ı Kerim’i bilip ahkâmı ile amel etmeyen reyhan otuna benzer. Kokusu güzeldir ama tadı acıdır.
Kur’an-ı Kerim’i okumayan, öğrenmeye çalışmayan ve ahkâmı ile amel etmeyen ebu cehil karpuzuna benzer ki kokusu olmadığı gibi tadı da yoktur.(zehirlidir.)

Öğrenmenin yaşı yoktur. Önemli olan azimli ve sabırlı olmaktır.
50sini geçmiş bir hanım Kur’an-ı Kerim’in değerini anlayınca bir hocaya gidiyor. Hoca “elif” dedikçe o “herif” diyor. Hoca aylarca yıllarca uğraştığı halde bir türlü elif dedirtemiyor. Ve bir gün hanım bu hal üzerine ölüyor. Bir gün hoca onu rüyasında çok güzel makamlarda görüyor. Hayret ediyor. “sen bir harfi bile söyleyemezken nasıl oldu da o makamlara ulaştın?” diyor. Hanım “bana o harfi söylettirmeyen hz. Allah’tı. Gayretimden sabrımdan dolayı bu makamlara nail oldum.” Diyor.

Veya diyelim ki öğrenemedik. O zaman mutlaka evlatlarımıza öğretmemiz lazım. Bir anne baba öldükten sonra evlatlarından bir şey bekliyorsa, evvela ona bir şeyler öğretmesi lazımdır.

Bir profesör oğlu ile beraber babasının kabrini ziyarete gidiyor. Ve Profesör Yasin cüzü açıp okumaya başlıyor. Oğlu soruyor “ne okudun babacığım?” “deden hayatta iken bana Kur’an-ı Kerim öğretmişti. Onu okuyorum.” Deyince oğlu “ey baba! Senin baban sana Yasin cüzünü öğretmiş. Sende hatırladıkça gelip kabrinin başında okuyorsun. Sen ise bana keman çalmasını öğrettin. Ben de senin kabrinin başına gelip keman mı çalacağım.” Diyor.

Allah dostlarından birisi bir mezarlıktan geçerken takdiri ilahi bir mezarın başında oturuyor. Bir de bakıyor ki; mezarda bir kadın öyle azap çekiyor öyle azap çekiyor ki; köpek suretinde birisi geliyor kadının etlerini kemiklerinden ayırıyor. Kedi suretinde birisi geliyor kadının etlerini lime lime ediyor. Sonra kuzu suretinde biri geliyor kadının etlerini birleştiriyor. Mezarını toplayıp gidiyor. Veli zat soruyor: “ey kadın, nedir bu halin, niçin böyle azap çekiyorsun?” deyince kadın “sana da mı malum oldu! Anlatayım” diyor “benim üç tane kız evladım vardı. İlk kızımın istikbali güzel olsun, ilerde sıkıntı çekmesin diye en yüksek okullarda okuttum. İkinci kızımı da aynı şekilde okuttum. Belirli bir yaşa gelince namaz kılarlar, Kur’an-ı Kerim okurlar diye düşündüm. Ama ağaç yaşken eğilirmiş. Öğrenmek istemediler. Üçüncü kızımın yaşantısı biraz değişik olsun diye ona Kur’an-ı Kerim öğrettim. Kedi köpek suretinde gelen ilk iki kızım ‘ey anne! Biz sana ne yaptıkta bize öğretmedin, bu halimize sebep sensin’ diyorlar bana azap ediyorlar. Üçüncü kızım ise ‘Allah razı olsun anne, bu hale gelmeme sebep sensin’ diye bana dua ediyor. O kızım geldiği zaman kabrim nur ile dolar ve sabaha kadar rahat ederim. Ama sabah olduğu zaman yine aynı azap başlıyor.”

Evladına Kur’an-ı Kerim öğreten veya öğrenmesine vesile olan anne babaya yarın yevm-i kıyamette nurdan bir taç giydirilecek ve o taç tüm mahşer meydanını aydınlatacak. Mahşer halkı soracak “siz evliya mısınız?” “hayır” “enbiya mısınız?” “hayır” “şüheda (şehitler) misiniz?” “hayır” “o halde sizler kimsiniz?” “bizler dünyada evlatlarımıza Kur’an-ı Kerim öğrettik, hz. Allah’da bizlere bu makamı verdi.” Diyecekler.

Kur’an-ı Kerim okumak gibi sadece yüzüne bakmak dahi ibadettir. Ahmet bin hanbel hz. Rüyasında Cemali İlahi ile müşerref oluyor ve “ya Rabbi! Sana hangi amel ile daha kolay ulaşabilirim?” diye soruyor, Cenab-ı Hakk “Kelamım Kur’an-ı Kerim ile” buyurunca “manasını bilerek mi yoksa bilmeyerek mi?” diye sorunca, Cenab-ı Hakk “manasını bilerek veya bilmeyerek okumak ve Kur’an-ı Kerime bakmak kıraat elcinden başlı başına bir ibadettir.” Buyuruyor.

5 şey vardır ki ibadettir;
1- Kur’an-ı Kerim’e bakmak
2- Kâbe’ye bakmak
3- Anne babaya bakmak
4- Zemzeme bakmak
5- Âlimin yüzüne bakmak.

Yine diğer bir hadis-i şerifte:
“Kur’an-ı Kerim’i okuyup amel eden kimse öldüğü zaman hz Allah arza ‘kulumun etini yeme’ diye söyler, arz da ‘senin kelamın onun içinde kalbinde olduğu halde onun etini nasıl yerim’der.”

Hadis-i Şerifte:
“kul Kur’an-ı Kerim’i hatmettiği anda 60,000 melek ona dua eder.”

Yine başka bir hadis-i şerifte;
“4 şey vardır ki dünya da kâmil manada garip kalmıştır. Şefaat etmeyecektir. Boynu bükük kalmıştır.
1- Zalim kişinin amel etmediği, hafızasında ki (ezberinde) Kur’an-ı Kerim’dir.
2- Bir kavmin bir topluluğun arasında bir mescit ki önceden camii imiş, ama o mescit olarak durduğu halde namaz kılınmayan, cemaati kalmamış olan mescit,
3- Bir evdeki okunmayan Kur’an-ı Kerim de gariptir. (süs için asılmış bir kenara, veya kütüphaneye konmuş, ev halkı alıp hiç okumuyor, o Kur’an-ı Kerim de davacı olacaktır.)
4- Kötülerin arasında ki bir insan ki mesela bir hanım, Müslüman ama beyi sarhoş zalim, işte o hanım garip kalmış veya bir adam çok takva sahibi ama hanımı zalime, beyi ona sabrediyor, işte o adam da garip kalmıştır.”

Bir gün Ebu Hureyre hz. Sokakta gördüğü insanlara “burada boşu boşuna ne dolaşıp duruyorsunuz. Koşun mescide. Orada peygamber efendimizin mirası bölüşülüyor. Sizde alın.” Der. Halk hemen mescide koşar ve böyle bir şey olmadığını görünce geriye dönerler. Ebu Hureyre’ye haber verdiği gibi bir miras taksimine rastlamadıklarını söylerler. Ebu Hureyre ‘ya ne gördünüz peki?’ deyince ‘kimi Kur’an-ı Kerim okuyor, kimi zikir yapıyor, kimi ilim öğreniyor.’ Derler. Ebu Hureyre “işte Rasülullah’ın mirası budur. Peygamber efendimizi bize dünyalık değil, hem dünya ve hem ahrette lazım olacak Kitabullah’ı bıraktı.”

Kur’an-ı Kerim yarın yevm-i kıyamette kendisini okuyup hürmet gösterenlere çok güzel bir surette gelecek ve diyecek ki; “gel, ben senin dostunum sana yardımcı olacağım.” Kişi “ama ben seni daha önce hiç görmedim” deyince “aslında sen beni çok yakından tanıyorsun. Ben senin dünyada iken elinden bırakmadığın, seherlerde okuduğun, hürmet ettiğin Kur’an-ı Kerim’im!” der ve o kişiyi Cenab-ı Hakk’ın huzuruna götürür. Melekler onun sağ ve sol kollarına girerler. Ona taç ve hulle giydirirler. Anne ve babası Müslüman ise onlara da taç ve hulle giydirirler.

Osman gazi haz Osmanlı devletini kurmadan önce hocası şeyh Edebali hz.ni ziyarete gider. Akşam olur yatma vakti gelir. Osman gazi hz’de kendisine gösterilen odaya geçer. Ancak o zamanki şartlara uygun olarak oda hazırlanmış bir kenara ibrik ve abdest alırken kullanılacak leğen konulmuş, yatak açılmıştır. Tam yatacağı esnada Osman gazi hz duvarda asılı bulunan Kur’an-ı Kerim’i görür ve “ben Kur’an-ı Kerim’in bulunduğu oda da nasıl ayağımı uzatır da yatarım” diyerek ellerini bağlar ve namazdaki kıyam duruşu üzere sabaha kadar kıbleye dönük olarak hurmet ile bekler. Bu bekleyiş sabah ezanı okununcaya kadar tam 6 saat 22 dakika sürer. İşte onun Kur’an-ı Kerim’e karşı olan bu hürmetinden dolayıdır ki Cenab-ı Hakk kurmuş olduğu Osmanlı imparatorluğuna 622 sene ömür nasip eder.

Kur’an-ı Kerim’e hürmet çok önemlidir.
Bir gün Rasülullah efendimiz Kur’an-ı Kerim okuyorlar. Hz Âişe validemiz de dinleme esnasında farkında olmadan yüzüğünü oynatıyor. Peygamber efendimiz bunu fark edip kıraati bitince “ya Âişe o yüzüğü bir daha oynatmış olsaydın seni boşardım!” buyuruyor.

Kur’an-ı Kerim’i okumak sünnet dinlemek ise farzdır. Kur’an-ı Kerim kendisine indirilen peygamber efendimiz bile onu dinlemekten büyük zevk alırlardı. Efendimiz İbn-i Mes’ud hz’ne “ey İbn-i Mes’ud! Bana Kur’an-ı Kerim ayetlerini oku!” deyince, İbn-i Mes’ud “ya Rasülallah! Sana Kur’an-ı Kerim okuyacağım. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim bizzat size nazil oldu.” Der ve Rasülullah efendimiz “Ya İbn-i Mes’ud! Ben onu başkalarından dinlemeyi de çok severim. Ben dinleme sevabı almayayım mı?” buyururlardı. Bunun üzerine yanık sesi ile Kur’an-ı Kerim ayetlerini okuyan İbn-i Mes’ud, okumayı bitirdiği zaman şefiul müznibin efendimizin gözyaşları döke döke Kur’an-ı Kerim’i dinlediğini görüyordu.

Kıyamet gününde mü’minler cennete girdiklerinde havzı kevserin etrafında o mübarek sudan içmek için toplanacaklardır. O öyle bir sudur ki kardan soğuk, baldan tatlı, sütten beyaz. Çünki cennetin 4 ırmağı da oraya geliyor, o 4 ırmağın karışımından oluşuyor. Bu 4 ırmakta bal ırmağı, şerbet ırmağı, saf, su ırmağı ve süt ırmağı.
Evet, mü’minler o mübarek havzı kevserin başında toplanacaklar, ilk onun başına gelecekler ve kana kana içmek isteyecekler. Pek çoğu elinde bardağı ile olacak ve o bardaklar ile sularını içecekler. Ancak bir kısım insanlar daha olacak ki onlarda havzı kevserin başına gelmişler ancak ellerinde bardakları yok. Onlar kara kara düşünmeye başlayacaklar, acaba bu mübarek sudan içmek bize nasip olmayacak mı diye düşünmeye başlayacaklar, tam bu üzüntülü hallerinde Allah Rasulü “ey önlerinde bardakları olmayan ümmetim! Siz bardaktan değil benim ellerimden içmeye lazyıksınız” diyecek ve mübarek avcunu havzı kevsere daldırıp her birerlerine ikram edecek.
İşte Rasulümüzün mübarek avcundan su içme bahtiyarlığına kavuşan o kimseler Kur’an-ı Kerim okuyan, okutan, okunması için gayret gösteren, yardım eden, koşanlardır. Herkes gayreti nisbetince o gün peygamber efendimizin mübarek avuçlarından su içecektir.

Ebu Hureyre: hangi evde Kur’an-ı Kerim okunursa orada bolluk bereket çoğalır. Şeytanlar uzaklaşır ve melekler oraya hücum eder. Hangi evde Kur’an-ı Kerim okunmazsa o evde darlık, sıkıntı, huzursuzluk baş gösterir. Rahmet melekleri oradan uzaklaşır ve şeytanlar orayı istila eder. Buyuruyor.

Süfyan-ı Servi hz. “kişi Kur’an-ı Kerim okuduğu zaman melekler onu alnından öper.” Buyuruyor.

Amr bin Meymun hz: sabah namazını müteakip Kur’an-ı Kerim’i açıp cüz-ayet okuyan kimseye yeryüzündeki insanların sevapları kadar sevap verilir.

Hasan-ı Basri hz. “Kur’an’a sahip olmaktan daha büyük bir zenginlik, Kur’an’ı kaybetmekten daha aşağı fakirlikte olamaz.” Buyuruyorlar.

Fudayl hz. “sabah namazını müteakip sure-i haşr’ın sonunu (hüvallahülleziden sonrası) okuyanlar o gün ölürse şehit olarak ölürler. Akşam vakti okuyanda sabaha kadar ölürse şehit olur.”

Hz. Ali “3 şey insanın zekâsını artırır ve balgamı yok eder;
1- Misvak kullanmak
2- Oruç tutmak ve
3- Kur’an-ı Kerim okumaktır.”

10 Nisan 2010 Cumartesi

Fatiha-i Şerife Hakkında

 

· وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ

لِلْمُؤْمِنِينَ

rabbimiz sure-i Hıcr’in 87-88.inci ayeti kerimelerinde bizlere Fatiha’nın öneminden bahseder. Şimdi sizlere bu Fatiha-i Şerife’deki envar ve esrarı tam hakkı ve manasıyla olmasa da anlatmaya çalışacağız. Acaba bizlere neler kazandırıyor. Okuduğumuz zaman mükâfatları nelerdir bir bakalım:

Meali: ey habibim1 biz sana seb-u mesaniyi (yani iki defa indirilen Fatiha-i şerifeyi) ve kur’an-ı azimi verdik. Sakın o kâfirlerden bir kaçını zevklendirdiğimiz metaa göz atma. Onlara mahzun olma. Mü’minlere kanatlarını indir. (Elmalı tefsiri s:3076)

وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ

Biz sana seb-u mesaniyi verdik. Fatiha-i Şerife iki kere nazil oldu. Mekke-i Mükerreme’de ve kıblenin tahvili günü Medine-i Münevvere’de. Seb-ul mesani Fatiha-i Şerife’nin isimlerinden biridir. 7 ayetli olmasından dolayı seb-u (seb’ arapcada 7 demektir.),2 kere nazil olmasından dolayı ve namazda en az iki kere tekrar edilmesinden dolayı mesani denilmiştir.

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ sakın o kafirlerden bir kacını zevklendirdiğimiz metaa göz atma. Bunlar yani dünya malı ne kadar zevkli ve faideli görünürse de hiçtir.

وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ sen onlara mahzün olma yani iman etmediklerinden malları ile fukara-i müslimine ve dine hizmet etmediklerinden dolayı gam yeme.

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ mü’minlere kanatlarını indir. O ümmetlerini merhamet kanatlarının altına al. Onlar ile ilgilen. Kendilerine büyük dünya nimetleri, makam ve mevki verdiğimiz son derece maddi nimetler içinde mütelezziz olanlara nazar etme, onların sana karsı yaptıklarına kederlenme. Ümmetinin içinde fakir olalara bakıpta üzülme. Zira ben bütün bunların fevkınde sana ve ümmetine 7 ayetli bir sure ihsan ettim. Kur-an’ı azimüşşanı verdim. Bu size yeter. Yeterde artar bile. Ondaki nimet, devlet, esrar, makam dünyada düşünülemez. İşte böyle bir sure ile seni ve ümmetini nimetlendirdim ey habibim!

Bu ayetin sebebi nüzülü şöyle anlatılmaktadır:

Ebu cehil 7 kafileden oluşan bir ticaret filosu kurmuş Şam’dan Mekke’ye çeşitli mallar ile geliyorlar. Muazzam bir kafile halinde geliyorlar. Bu kafile böyle zenginlik içinde iken ashab çok fakir idi. Bu kafile böyle zenginlik içinde iken ashab çok fakir idi. Bu kafileyi görünce rasulullah efendimiz ashabtan yiyecek bulamayıp aç kalan garipleri hatırladı. Onların hali gözünün önüne geldi. Eshabının haline üzülünce Allahü zül celal ve tekaddes hazretleri hemen cibrili emini çağırıp “ya Cebrail! Çabuk in, habibime hicr suresindeki <……….> ayetini götür, oku.” Buyuruyor. Ebu cehlin ticaret filosu 7 kafile halinde geldiler. İman edenlerin gözünde büyük gibi görünüyor idi. Fakat onların bu 7 ticaret filosuna karşılık hz. Allah hiçbir peygambere vermediğini sana verdi.” Buyuruyor.

Bütün okyanusların bütün özelliklerini bir damla deniz suyunda bulmak, kocaman incir agacını bir tek incir tanesinde görmek mümkün olduğu gibi kur-an’ı kerimin özetini Fatiha-i şerife’den okumak mümkündür. Onun için Fatiha suresinin bir adı da ümmül kitaptır. Kitabın aslı anası manasına gelir.

Hz. Ali’den (kerremallahü vecheh) mervi olan bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz: “mirac gecesi Rabbim beni yürüttü. Öyle bir noktaya getirildim ki ‘burası arşı muazzamadır’ denildi. Orada durdum, arşın üstüne baktım ki yukarda asılı yakuttan iki levha gördüm. Levhanın birinde Fatiha suresi yazılıydı. Diğer levhada ise; kur’anı kerimin tamamı; bakara suresinden nas suresine kadar yazılıydı. O noktada ‘ya Rabbi!’ Dedim. Rabbime iltica ettim. ‘Ya Rabbi! Şu iki levhayı benim ümmetime ikram eyle.’ Hz. Allah ‘ey habibim! Bu iki levhayı sana ve ümmetine verdim. İşte ayet

وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ’

ve yine Rabbime dedim ki; ‘ya Rabbi! Bu Fatiha suresini okuyan kimsenin sevabı nedir?’ Cenab-ı Hakk ‘Ya Muhammed! Bu sure 7 ayetdir. Bu sureyi kim kıraat ederse cehennemin 7 kapısı onun üzerine haram olur.’ Buyurdu.” Buda yani cehennemin yedi kapısı oldugu da ayeti celile ile sabittir لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ “cehennemin 7 kapısı vardır. (hıcr 44) “ve yine dedim ki; ‘Ya Rabbi! bir defa Kur’an-ı Kerim okuyanın sevabı nedir?’ ‘ya Muhammed! Ben ona her harfine mukabil cennette bir ağaç veririm.’ Buyurdu.”

İbn-i Abbas söyle rivayet ediyor: “bir gün Cebrail (as) geldi. Rasulullahın yanında bulunuyordu. Başının üstünden bir ses işitildi. Cebrail (as) başını kaldırarak buyurdu ki; ‘şu ses gökkubbenin açılışından çıkmıştır ki, o gök kubbesi şimdiye kadar hiç açılmamıştır. Ondan bir melek yeryüzüne nazil oldu ki bu güne kadar o melek hiç inmemişti.’ O melek sonra rasulullaha selam vererek buyurdu ki; ‘ya Muhammed! 2 nurla müjdelerim ki; onlar senden evvel hiçbir peygambere verilmedi. Biri Fatihatül kitap, digeri ise sure-i bakaranın sonu yani (Amenerrasulü)dür.’”

İsmail hakkı hz. Buyuruyorlar ki; “kim bir nefeste Fatihayı okur ve amin derse hz. Allah neye niyet etmiş ise onu ona verir.”

Yeryüzünde ab-ı hayat tabir edilen bir su vardır. O sudan içen kimse kıyamete kadar hayatta kalır. Hızır (as) ondan içmiştir. Her yüz senede bir 18 yasına iner. Onun bu dünyada kalmasına sure-i Fatiha sebep oldu. Hızır (as) bir fethi Kübra ile Fatiha-i serifenin Arş-u ala da duran bir daire şeklinde ki kitabesini görünce hayran kalıp ona aşık oldu. Fatiha-i Şerife’nin envar ve esrarını kendisine ihsan etmesi için Cenab-ı Hakk’a yalvardı. Cenab-ı Hakk ona bu sureyi Ümmeti muhammede nasip edecegini söyleyince Ümmeti muhammedden olmak için dua etti. Cenab-ı Hakk duasını kabul ederek onu ümmeti Muhammed’e dahil eyledi. O şimdi aramızda yaşıyor ve daha cok yaşayacaktır.

cep-x_com_fatiha_suresi1 Fatiha lugaten; açılacak şeylerin evveli demektir. Fatiha-i Şerife Kur’an-ı Kerimin başıdır. Kur’an-ı Kerim onunla açılır. Bu surenin bir cok ismi vardır.

1- Fatihatül Kitap: Kur’an ve namaza hep bununla başlandığı için,

2- Suretül Hamd: Allah’a hamdü sena ile başladığı için,

3- Ümmül Kur’an: Kur’anın aslı ve namazdaki cemaatteki imam mesabesinde oldugu için,

4- Seb-ul Mesani: namazda en az 2 defa okundugu ve iki defa nazil olan tek sure oldugu için,

5- Elvafiye: ikiye bölünerek okunmayacağı için,

6- Elkafiye: onsuz namaz, namaz olmadıgı için, (namaz onunla tamam oldugu için)

7- Suretül Kenz: hadis-i kutsi de onun için

“Fatihatül kitap arşın hazinelerinden bir hazinedir (kenzdir.)” buyruldugu için.

İsminin çok olması kendisindeki berekatı ilahinin çokluğundandır. Kur’an-ı Azimüşşanın esrarı Fatiha suresinde toplanmıstır, semavi kitapların özü Kur’an da toplanmıs oldugu gibi. Fatiha-i şerife inzal olundugu zaman Cebrail (as) bir bütün olarak getiriyor, ayet ayet degil. Kur’an’da ilk nazil olan sure bütün olarak Fatiha-i şerifedir. Hz. Allah bu sureyi inzal ederken Cebrail (as), yedibin melek ile beraber geldi.

Yani ‘nefsim yed-i kudretinde olan hz. Allah’a kasem olsun ki ne Tevrat, ne İncil, ne Zebur’da bu surenin misli inzal olunmamıştır. Bu sure Fatiha suresidir.’

Enes (r.a.) peygamber efendimize gelerek Fatiha-i şerifeden sual ediyor. Peygamber efendimiz “ya Enes! Senin bana sordugun gibi bende Fatiha suresini Cebrail (as)’a sordum, Cebrail dedi ki; bende Mikail’e sordum. Mikail İsrafil’e, İsrafil Levh-ı Mahfuza, Levh-ı mahfuz Kaleme sordu. Kalem şöyle cevap verdi. ‘hz. Allah beni muhammed’in nurunun cüz’ünden halk ettigi vakit <ey kalem! Yaz!> buyurdu. Ben, ya Rabbi! Ne yazayım, dedim. Rabbim

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

<Elhamdülillahi Rabbil alemin yaz> buyurdu. Bende yazdım. Uzun büyük bir nur çıktı. Kitabetden kaçındım. Yalnız Allah’ın dilediği kaldı. Hz. Allah o nuru iki parça kıldı. O nurun yarısından cenneti, diger yarısından ise melaikeyi halk etti. Meleklerine ümmeti muhammedin okuduğu Fatiha suresinin sevabını yazmalarını emretti. Bu sureyi hulusu kalp ile okuyanlara cennet vaad etti.’ Sonra hz. Allah kaleme

الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

<Errahmanirrahim> yazmasını emretti. Kalem de yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. Cenab-ı hakk o nurdan rahmet deryasını halk etti. Cenabı hakk kaleme

مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ

<maliki yevmiddiin> yazmasını emretti. Kalemde yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. Cenab-ı hakk o nurdan rahmet denizini halk etti. Cenab-ı hakk kulunu af etmeyi murad ettiği zaman adalet denizinden bir damla su döker. Yine Cenab-ı Hakk kaleme

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

<iyyake nagbüdü ve iyyake nesteîın> yazmasını emretti. Kalem yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. Cenab-ı Hakk o nurur ikiye böldü. Yarısını ümmeti muhammedin itaate Tevfik (yani muvaffak) olması için kıldı. Diğer yarısını da diğer ümmetlerin tevfiki için kıldı. (yani onların yararına kıldı.) yine Cenab-ı hakk kaleme emretti.

اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ

<İhdinas sıratal müstekım> kalem yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. O nuru bütün ümmetlerin ve bilhassa ümmeti muhammedin hidayeti için kıldı. Yine Cenab-ı Hakk kaleme

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

<sıratallezine en’amte aleyhim> yaz dedi. Kalem yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. ‘Şu nur, kıyamet kopuncaya kadar benden, helal oldugu halde rızıklanan kulların rızkı bereketi iledir.’ Buyurdu. Sonra Cenab-ı Hakk

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ

<ğayrıl mağzubi aleyhim ve leddallin> yazmasını emretti. Kalem yazdı. Arşın altından bir nur çıktı. O nurdan da yer ile gök arasını dolduracak avzı (sesi) sura koydu. İsrafile verdi.”

Cenab-ı Hakk alemi Fatiha suresi ile süsledigi gibi, nihayeti olan kıyametin baslangıcı olacak olan sûr sesini de Fatiha suresinden halk ediyor.

Rum meliki Kayser, hz. Ömer’e gelip “İncil kitabında ‘içerisinde 7 harften hali olan, kendisinde 7 harf bulunmayan sureyi kim okursa onun için cennet vardır.’ Yazıyor. Ben incili baştan sona tetkik ettim. İçinde 7 harf bulunmayan sure bulamadım. Siz kendi kitabınıza bakın arastırıp bana bildirin.” Diyor. Hz. Ömer ehli Kur’an’ı çağırıp arastırmalarını emrediyor. Übeyy bin kaab (r.a) “ya emiral mü’minin! İçinde 7 harf bulunmayan sure Fatiha suresidir.” Diyor. Hz. Ömer efendimiz rum meliki Kayser’e “ne Tevrat ne Zebur ne de İncil’de olmayıp yalnız bizim kitabımız Kur’an-ı Azimüşşanda bulunan içinde 7 harf bulunmayan sure Fatiha suresidir.” Diye bu sureyi yazıp gönderiyor.

Binaen aleyh rum meliki Müslüman olup İslamiyet üzerine ruhunu teslim ediyor.

Fatiha suresinde 28 harften 7 harf yoktur. Bu harfler şunlardır: ف‎ ظ‎ ش‎ ز خ ج‎ ث

1- ث (peltek se) harfinin olmaması: hz. Allah bu sureyi okuyanlara sübürun olmaması ve olmayacagına delil göstermiştir. Kıyamet gününde ceza görecek olanlara ve onların feryatlarına karsı
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَثِيرًا

“siz bir defa helakinizi çağırmayın, bir defa yok olup gitmeyi dilemeyin, binlerce defa cagırın, binlerce defa yok olup gitmeyi isteyin” (Furkan 14) buyuruluyor. Sübur helak demektir. Yalnız bu sureyi okuyan kimseler süburu davet eden, çagıran zümrenin felaketine düşmeyecekelrdir. Böyle bir felaketten kurtulacagına, kurtulduguna delildir.

2- ج‎ (cim) harfinin olmaması: o kişinin cehennemin içindeki ‘cehim’ tabakasından necat bulacagına delildir. Bu sureyi okuyanları Cenab-ı Hakk narı cehenneminden koruyacaktır. Nitekim ayeti kerimesinde
فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَىٰ

“şu azanların, kıble kabe bilmeyenlerin, Allah peygamber tanımayanların, mukaddesata küfredenlerin, yer ve makamları karargahları, zincirlere vurularak gidecekleri yer narı cehimdir.” (naziat 39) Buyuruyor. Bu sureyi okuyup amel edenler nar-ı cehimden azad olanlardır.

3- خ (hı) harfinin olmaması: bu sureyi okuyan husrana ugramaktan beri ve müberradır.
خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةَ (hac 11)
dünya ve ahreti husrana ugrayan demektir. Bu sureyi okuyan kimsenin hem dünyası hem ahreti mamur olur.

4- ز (keskin ze) harfinin olmaması: okuyanın zefir ve şehık olmayacagına delildir. Cenab-ı Hakk cehennemden bahs ederken; cehnnem içine kafirleri münkirleri aldıgı zaman öyle bir ses cıkaracak ki

لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ

“cehennemin içinde, cehennemin öyle bir sesi var ki zafir ve şehık (merkep anırır ya) cehennem ehlinde böyle bir ses cıkacak” (hud 106) buyuruyor.
Merkebin nefesini içeri alırken sesi vardır, bir de nefesini dışarı verirken sesi vardır. Bu ne insan ne de kuş sesine benzer. Bu sureyi okuyanlar bu zefir ve şehıkten kurtulacaklardır.

5- ش‎ (şın) harfinin olmaması: bunu okuyan mü’minlerin şekî olmadıgına delildir. Çünki Cenab-ı Hakk

فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَىٰ

“kim benim hidayetime yoluma uyarsa asla dalalette kalmayacaktır. Asla şekîde olmayacaklar.” (taha 123) Buyuruyor. Bu sureyi okuyan şekî olmaz, eşkîyadan olamaz.

6- ظ‎ (zı) harfinin olmaması: okuyan için ahrette alev alev yanan cehennemin tabakalarından olan leza لَظَىٰ ’ya dücar olamayacagına delildir. Rabbimiz
نَزَّاعَةً لِلشَّوَىٰ*كَلَّا ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
“cehennem sizin anladıgınız gibi degil, öyle bir alev, ateş var ki, el ve ayakları dolaştırıyor. Birbirine yapıştırıyor.” Binaen aleyh bu sureyi okuyan böyle bir felaketten kurtulacaktır.

7- ف‎ (fe) harfinin olmaması: okuyanın firaktan ayrılıktan kurtulacagına delalet eder. Cenab-ı Hakk
فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ

“fırkanın biri cennette digeri cehennemdedir” (şura 7) buyuruyor. Bu sureyi okuyan firak ve ayrılıktan kurtulacaktır.

Fatiha-i Şerife 7 ayetten müteşekkildir. 7 ayet-i kerime bizlere neleri gösteriyor.

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Elhamdülillahi Rabbil Alemin- hamid o rabbül alemin olan hz. Allah içindir.

الْحَمْدُ –Elhamdü- 5 harflidir. Bu bize kıldıgımız 5 vakit namazı gösteriyor. Elhamdü deyip huzura bağlandığımız vakit Allahü Teala “ey kulum bana hamd ettin. Bende sana bir vakit namaz kılmakla 5 vakit namaz kılma sevabı verdim” buyuruyor.

لِلَّهِ Lillahi 3 harflidir. Evvelkine ilave edildiginde (beraber okudugumuz için) 8 eder. Mevlamız “ey kulum ben sana cennetin 8 kapısını ardına kadar actım. Cennetime gir.” Kul hesapsız istedigi kapıdan girer.

رَبِّ الْعَالَمِينَ rabbil alemin 10 harftir. Evvelkine ilave edildiginde 18 olur. Bütün alemlerin arş kürsün adedi 18 bindir. Mevla “ey kulum bana bütün alemlerin rabbi oldugumu söyledin, bende sana 18 bin alemin yaptıgı ibadetin sevabını ihsan ettim.” Buyuruyor.

Yıldızlarda ve bütün kainatta 18 bin alem vardır.

الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Errahmanirrahim o haz. Allah rahman ve rahimdir

الرَّحْمَٰنِ errahman dünyada rahmetini bize yagdıran rabbim bize rahman sıfatını öyle acmıs ki, hristiyanlar, iman etmeyenler bile rahatlıklarını rahman sıfatından alıyorlar. Errahman 6 harflidir. Evvelkine ilave edildiginde 24 eder. Cenab-ı hakk “ey kulum bana rahman sıfatımla sarıldın. Bende sana karşılık olarak 24 saat ibadet sevabı kaydediyorum.” Buyurur.

الرَّحِيمِ errahîm o hz. Allah ahrette yalnız mü’minlere merhametli, kafirelere ise adaleti ile azap edicidir.

Ne zaman ki Kabil kardeşi Habil’i katletti. Bu Adem (as)’a çok agır geldi. Adem (as) Cenab-ı Hakk’a iltica etti. Cenab-ı Hakk “ya Adem! Arzı emrine verdim. Ona emret!” buyurdu. Adem (as) “ya arz onu tut!” diye iltica etti. Arz kabili yutmaya basladı. Kabil arza “bana biraz müsaade ver,diyecegim var” dedi. Arz onu bıraktı. Kabil “ya Rabbel Alemin! Babamda sana asi olmustu onu neden helak etmedin de beni helak ediyorsun?” dedi. Cenab-ı Hakk “o sadece benim emrime asi olmustu. Sen hem bana hem babana asi oldun. Hemde kul hakkı gasbettin, kardeşinin kanına girdin.” Buyurdu. Arz yine kabili yutmaya başlayınca Kabil “ey arz, ne olur haz. Muhammed hakkı için bana biraz daha izin ver, diyecegim var.” Arz müsaade eder. Kabil “ya Rabbi! Şeytan da sana asi oldu onu helak etmedinde beni helak ediyorsun.” Cenab-ı Hakk “o sadece benim emrime asi oldu.” Buyuruyor. Hz. Adem yine arza “ya arz! Onu tut.” Dedi. Arz yutmaya devam eder. Kabil yine izin ister verilir. Ve Kabil şöyle der: “ya Rabbi! Senin 99 ismin yok mu?” Cenab-ı Hakk “evet var!” kabil “ya Rabb! Errhman – Errahîm senin isimlerinden degil mi?” Cenab-ı Hakk “evet!” kabil “ya Rabbi! Sen kendine rahman ve rahim diye isim vermedin mi?” Cenab-ı Hakk “evet!” bunun üzerine kabil, “ya Rabbi! Ya bu isimlerini esmaül hüsnan arasından cıkar yada beni de magfiret et!” diye iltica eder. Cenab-ı Hakk “ya arz! Onu bırak” diye emreder.

Rahîm 6 harflidir. Evvelkine ilave edildiginde 30 eder. Cenab-ı Hakk “ey kulum! Beni rah’ım sıfatımla andın. Bende sana 30 ramazan günü oruc tutmus sevabı veriyorum.” Buyuruyor.

مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ

Maliki yevmid dîn o hz. Allah din, ceza, kıyamet gününün sahibidir. Maliki yevmid din 12 harflidir. Evvelkine ilave edildiginde 42 eder. Farz, vacip, sünnet, ikide kuşluk namazı ile her gün 42 rek’at namaz vardır. Cenab-ı Hakk “Ey kulum! Sana 42 rek’at namaz sevabı verdim.” Buyurur.

إِيَّاكَ نَعْبُدُ iyyake nagbüdü ancak sana ibadet ederiz. 8 harflidir. İlave edildiginde 50 eder. Cenab-ı Hakk “ey kulum! Kıyamet gününde sana tahsis edilen 50 büyük günahını afettim.” Buyurur.

Yine sıratta 50 bin senelik bekleme vardır. Cenab-ı Hakk “ey meleklerim! Benim kuluma müjdeleyin, iyyake nagbüdü dedi. Bende onun üzerindeki 50 bin senelik beklemeyi kaldırıyorum.”

وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ iyyake nesteîn ancak senden yardık dileriz, taleb ederiz. 11 harflidir eklendigi zaman 61 eder. Bir rivayette cennetteki ırmakların adedi 61’dir. Bu ırmaklar sabahtan aksama kadar Mevlayı zikrederler. “bu ırmakların zikrini sana verdim” buyuruyor Cenab-ı Hakk.

اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ İhdinas sıratal müstekîm sen bizi dogru yola hidayet et. 19 harftir. Evvelkine ilaveten 80 olur. Bir kimse iftira ederse cezası 80 sopadır. Şarap içeninde cezası 80 sopadır. Buraya kadar okuyan kulun 80 sopalık cezası af olunur. Hz. Allah “kulumun büyük günahlarından 80 tanesini silin!” buyurur.

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ sıratallezine en’amte aleyhim o kendine in’am ettiğin mesudların yoluna hidayet et. 19 harftir. İlaveten 99 olur. Kur’anı Kerim de gecen hz. Allah’ın isimleri 99dur. Okuyan kula bu isimlerin sevabı yazılır.

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ gayril mağzubi aleyhim o gadap olunanların yoluna degil. 15 harftir. Evvelkine ilaveten 114 olur. Kur’an-ı Kerimde 114 sure vardır. 114 sure okumus gibi olurki bunun karsılığı olan bir hatim sevabı alır.

وَلَا الضَّالِّينَ ve led daallin dalaletde olanlarn yoluna değil. 10 harflidir. İlaveten 124 eder. Okuyan kula 124 bin peygamberin sefaatini in’am eder.

أمين Amin. Bizim bu duamızı kabul eyle, duamıza icabet et. 4 haflidir.

ا elif Adem (as)’ın isminden alınmıştır.

م mim Muhammed (as)’ın isminden alınmıştır.
ي ye Yahya (as)’ın isminden alınmıstır.
ن‎ nun Nuh (as)’ın isminden alınmıstır. Cenab-ı Hakk 4 peygamberi şahit tutuyor. 4 büyük peygamber mühürlerini basıyor.

Yine, elif Cebrail (as)’ın, mim Mikail (as)’ın, ye İsrafil (as)’ın, nun Azrail (as)’ın alnında yazılıdır. Bu dört büyük melek secdei rahmana varıyorlar ve diyorlar ki başlarında Cebrail as “Ya Rabbi! Şu harfleri söyleyene magfiret et.”

Mikail, İsrafil ve Azrail (as) ise; “ya Rabbi! Bu kelimeyi söyleyen kulunu mahrumu didar eyleme!” ve duanın kabulüne, affa dair bir işaret gelemdikce başlarını secdeden kaldırmıyorlar.

Rasulümüz “Amin 4 harflidir, amin diyen kişiyi Mevla 4 nev’ı beladan emin kılar;

1- İmanın zail olmasından

2- Arasat korkusundan

3- Sırat köprüsünden

4- Cehennemde ebedi kalmaktan
Cenab-ı Hakk bizleri bu surenin sırrına mazhar buyursun. Fatiha suresine devam edenler Allah Rasulünün sancağı altında toplanma serefine ulasacak, enbiya-i ızam, evliya-i kiram ile sehiller, Salihler ile, abidler ile, beraber olma mutluluguna ulasacaklardır. Allah’ım bizi o kullarından eyle!

Amin.

 

-ayet mealler elmalı tefsrinden, surenin fazileti hakkındaki bilgilerde hazinetül esrar kitabından derlenmiştir.-

Bookmark and Share

7 Ocak 2010 Perşembe

Haftanın Gündüz Namazları

PAZARTESİ:
• Cabir’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte:
“pazartesi kuşluk vakti, her rekâtında birer kere Fatiha, Ayet’el-kürsi, İhlâs ve muavvezeteyni okumak sureti ile iki rekât namaz kılıp, selam verince on istiğfar, on salâvat getiren kimsenin Allah-ü Teâlâ bütün günahlarını bağışlar”
• Enes bin malik’ten rivayet edilen bir hadis-i şerifte:
“Kim ki pazartesi günü on iki rekât namaz kılar ve her rekâtında Fatiha ve Ayet’el-kürsi’yi birer defa okuyup bitirince 12 ihlâs okur ve 12 kere istiğfar ederse, kıyamet günü filanca nerede gelsin sevabını alsın diye çağırılır. Verilecek ilk mükâfat bin elbise ve bir taçtır. Buyur cennete denilir. Ellerinde hediyeleri olduğu halde yüz bin melek kendisini istikbal eder, ta ki parlak nurdan mamul bir köşküne gidinceye kadar.”
SALI:
• Enes bin Malik’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte: