7 Ekim 2013 Pazartesi

ON GÜNLERİN FAZİLETİ



وَالْفَجْرِۙ ﴿١﴾    وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ ﴿٢﴾    وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ ﴿٣﴾    وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ ﴿٤﴾    هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ ﴿٥﴾

“Fecre, on geceye, çifte ve teke yemin olsun. Geçip giden geceye yemin olsun. Hiç şüphe edilmeye ki; bunlarda gerçek yemin vardır, aklı başında olanlar için..” (fecr suresi 1, 2, 3, 4, 5)

Cenab-ı Hakk Kur’an-ı  azimüşşanda birtakım şeylere yemin etmiştir ki; bu surede de fecre ve 10 günlere yemin etmiştir. Bu surede yemin olunan fecr ile maksad bazı müfessirlere göre zilhicce ayının ilk gününün sabahı, bazılarına göre muharrem ayının ilk gününün sabahıdır ki yeni sene ondan doğar, başlar.

On geceden maksat da yine zilhicce ayının ilk 10 günü yahut muharrem ayının ilk on günüdür.(tefciruttesnim fi kalbin selim 2/732) yahut ramazanı şerifin son on günüdür. (dürretül vaizin 2/1144)

Ayette on gece diyerek zikredilmiştir ancak, Kur'an-ı Kerim adeti arap üzere inmiştir ki araplar gece diyerek tüm günü kasdederler, Cenab-ı Hakk’da gecesine işaret ederek günleri ile beraber kasdetmiştir.

Cenab-ı Hakk sene içinde üç on günü tercih etmiştir. Diğerlerinden üstün kılmıştır, şöyleki;

1-      Ramazan ayının son on günü, çünki bu günlerde kadir gecesinin bereketi vardır.

2-      Zilhicce ayının ilk on günü, zira o günlerde, terviye günü, arefe günü, kurban günü, telbiye, hac işleri, değişik dini merasimler vardır. Nitekim bu manada gelen bir hadis-i şerifte;

“yüce Allah meleklere överek şöyle buyurur: kullarımın durumuna bir bakın. Nasıl uzaktan yakından, saçları dağınık, toz toprak içinde gelmişler ki; yararlarına olacak işleri göreler. Ey meleklerim, tanık olun, onları bağışladım.”

3-      Muharrem ayının ilk on günü, zira o günlerde aşure gününün bereketleri vardır. (dürretül vaizin 2/1146-1147)

Bir haberde buyrulmuştur ki;

Bir kimse zilhicce ayında arefe gününde oruç tutarsa, yüce Allah onun için iki senelik oruç sevabı yazar. Ayrıca onu, tam huzur içinde ibadet edenler sırasına yazar.( dürretül vaizin 2/1147)

Musa as Cenab-ı Hakka münacatının birinde şöyle buyurdu;

-          Ya rabbi! Sana dua ediyorum, kabul buyurmuyorsun; bana bir şey öğret de, onunla sana dua edeyim, kabul buyurasın. Hz. Allah Musa as’a şöyle vahyetti;

-          Zilhicce ayının ilk on günü geldiği zaman “la ilahe illallah” diye oku ki senin dileğini yerine getireyim.

-          Ya rabbi, bütün kulların bunu okuyor. Hz. Allah

-          Ya Musa, on günlerde bir kere “la ilahe illallah” kelime-i tevhidini okursa, yedi kat yer, yedi kat gök terazinin bir gözüne konsa, bu kelime-i tevhid de diğer gözüne konsa, elbette bu kelime-i tevhid ağır gelir. Buyurmuştur.( dürretül vaizin 2/1148)

Peygamber efendimiz şöyle buyurdular;

“Allah katında şu on günden daha büyük ve kendisine yapılan ibadet daha sevimli olan hiçbir gün yoktur. O günlerde tehlil, tesbih, tekbir ve tahmidi çoğaltın.”(tefciruttesnim fi kalbin selim 2/733)

Yani bu günlerde sübhanallah, elhamdülillah, allahü ekber, ve la ilahe illallah muhammedün Rasûlullah teşbihlerini çokça okumak lazımdır. Yapması, söylemesi en kolay olan teşbihlere dahi bahşedilen mükafat böyle muazzam olunca bu günlerde tutulan oruçların, kılınan namazların, verilen sadakaların, yapılan hayru hasenatın mükafatının ne denli muazzam olacağını düşünerek gayret göstermek lazımdır.

İbn-i abbas peygamber efendimizin şöyle dediğini rivayet etmiştir;

“yüce Allah’ın Adem as’ı bağışladığı gün zilhicce ayının ilk günüdür. Bir kimse o gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ onun her günahını bağışlar.

Zilhicce ayının ikinci günü, Hz. Allah Yunus peygamberin duasını kabul buyurdu ve onu balığın karnından çıkardı. Bir kimse zilhicce ayının ikinci gününde oruç tutarsa, Hz. Allah’a ibadet eden ve bu ibadetinde de göz açıp kapayacak kadar bir zaman için dahi asi olmayan gibi olur.

Zilhicce ayının üçüncü günü, Hz. Allah Zekeriya peygamberin duasını kabul buyurdu.  Bir kimse o gün oruç tutarsa, Hz. Allah onun duasını kabul buyurur.

Zilhicce ayının dördüncü gününde İsa as doğdu. Bir kimse o günü oruçlu geçirirse, ondan sıkıntı, fakirlik gider. Kıyamet günü de, iyiliksever, keremli yazıcı meleklerle olur.

 Zilhicce ayının beşinci gününde,  Musa as doğdu. Bir kimse o günde oruç tutarsa, münafıklıktan uzak, kabir azabından emin olur.

 Zilhicce ayının altıncı gününde,  yüce Allah peygamberine hayber kalesini almayı nasip eyledi. Bir kimse o günde oruç tutarsa, Hz. Allah ona rahmet nazarı ile bakar, bir daha da ona azap etmez.

Zilhicce ayının yedinci gününde,  cehennem kapıları kilitlenir. Zilhicce ayınn on günleri çıkıncaya kadar açılmaz. Bir kimse o günü oruçlu geçirir ise, kendine yetmiş sıkıntı kapısını kapatır, yetmiş kolaylık kapısını da açar.

 Zilhicce ayının sekizinci günü olan terviye günü, bir kimse oruç tutarsa kendisine o kadar iyilik ihsan edilir ki, onların miktarını ancak Allah bilir.

 Zilhicce ayının dokuzuncu günü olan arefe günü,  bir kimse oruç tutarsa geçen bir senelik günahının bağışlanmasına sebep olur. 

Maide suresinin 3. Ayeti olan;

اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪يناً ﴿٣﴾

işte bugün sizin için dinininiz kemale yetirdim, üzerinizdeki nimetimi tamâma erdirdim, ve size din olarak İslâma rıza verdim…

ilahi emrinin indiği gün, zilhicce ayının onuncu günü idi, kurban bayramıydı.

Bir kimse o gün kurban keser de, bir damla kanını akıtırsa… Allah onun günahlarını, çoluk çocuğunun günahlarını bağışlar.

Bir kimse o gün bir mü’mini doyurur sadaka verirse, yüce Allah, onu kıyamet günü güvenlik içinde diriltir; amellerin tartıldığı terazide ise, onun iyilikleri Uhud dağından daha ağır gelir.” (dürretül vaizin 2/1148-1149)

Ebu Derda buyuruyorki;

-          Bu on günlere çok dikkat etmelisiniz. Onlarda oruç tutulmalı, duayı artırmalı ve çokça istiğfar etmelisiniz. Bol bol da sadaka vermelisiniz. Ben, peygamberimiz Muhammed’in şöyle buyurduğunu duydum:

“on günlerin hayrından mahrum olana yazıklar olsun. Özellikle dokuzuncu günü oruçla geçirmelisiniz. Onda o kadar çok iyilik vardır ki, saymakla bitirilemez.”

Cafer bin Süleyman buyuruyor ki;

Sabit bin benani’yi şöyle gördüm, on günlerde konuşmayı bırakır. “Allah ekber Allahü ekber, la ilahe illallahü vallahü ekber, Allahü ekber velillahil hamd.” Diye zikreder ve “bu günler zikir günleridir.” Derdi. Diğer büyük zatlarda böyle yaparlardı. (tenbihül gafilin 433-434-435)

Hazreti Aişe validemiz şu şekilde rivayet etmiştir;

Teganni ve nağmeyi seven bir genç vardı. ( şiir ve müziği seven, boş işlerle vakit geçiren) zilhicce ayının hilalini gördüğü zaman oruç tutardı. Bu hali peygamber efendimize ulaştığında birisini gönderip genci huzuruna çağırdı ve;

-          Bu günlerde oruç tutmaya sevk eden nedir? Diye sordu. Genç şöyle cevap verdi;

-          Anam babam sana feda olsun ya Rasûlullah! Bu günler meş’ar-i haram ( ayette haram olduğu haber verilen günler)  ve hac günleridir. Ümid ederim ki, Allah beni onların duasına ortak eder. Peygamber efendimiz buyurdular ki;

-          Bu günlerde tuttuğun her bir oruç için sana, yüz köle azad etmiş yüz deve kurban etmiş ve Allah yolunda cihad eden gaziler için yüz at hibe etmiş gibi sevap vardır. Terviye günü tuttuğun oruç için, bin köle, bin deve ve bin at sevabı vardır. Arefe günü olduğu zaman iki bin köle, iki bin deve ve iki bin at sevabı vardır. Ayrıca bu günkü oruç, biri geçmiş, biri de gelecek olmak üzere iki sene oruç tutmak gibidir.” (tefciruttesnim fi kalbin selim 2/735)

Enes bin Yusuf rahmetullahi aleyh diyor ki;

325 senesinde arefe gecesi, mescidi Haram’da namaz kılabilmek için beytullah’ın yanında kalmıştım. Yanımda bir adam vardı. Gece namaz kılıyor, gündüz oruç tutuyor, sürekli ibadet ediyordu. İftar esnasında da şöyle dua ediyordu;

“Allah’ım arefe günü oruçlu olanların hatrı için beni arefe gününün sevabından mahrum etme.” Kendisine;

“bu duayı çok yapıyorsun, hikmeti nedir?” diye sordum. Dedi ki;

“babam da bu duayı çok okurdu. Vefat ettiğinde onu rüyada gördüm. ‘Allah sana nasıl muamele etti?’ dedim. ‘af ile muamele etti’ dedi. ‘ne sebeple’ diye sordum. Şöyle cevap verdi; ‘Allah’ım! Arefe günü oruçlu olanlar hakkı için, beni arefe gününün sevabından mahrum etme! Diye dua etmem sebebiyle. Kabrime konulduğum vakit mezarımın üstüne bir nur indi. Bana ‘işte bu, arefe günü oruçlu olanların sevabıdır, sen bizden istedin, bizde ikram ettik.’ Denildi.” (tefciruttesnim fi kalbin selim 2/738-739)

Arefe günü iki bayram arasındadır. Birisi, daha evvel geçen ramazan bayramı, diğeri de gelecek olan kurban bayramıdır. Bayram günü ise sürur, sevinç günü demektir.

Kul için, günahların affından daha büyük sevinç ve bayram yoktur.

Arefe günü iki bayram arasında olduğu için hazreti Allah o günün orucunu iki seneye keffaret kılmıştır. (tefciruttesnim fi kalbin selim 2/754)

Buyruldu ki;

“her kim arefe günü kendisini rabbine ibadet için hasrederse sanki ömür boyu Allah tealaya ibadet etmiş gibi olur.

Her kim arefe ve kurban bayramı geceleri iki rekat namaz kılarsa Hz. Allah kıyamet günü hesabını kolaylıkla verdirir ve onunla meleklerine övünür.”

Yine peygamber efendimiz buyuruyorki;

“arefe günü kim bir ilim meclisinde bulunursa melekler o kişiye istiğfar ederler. Oturduğu yerden de bütün günahları bağışlanmış olarak kalkar.”

Yine mişkat’ta buyruluyor ki;

“arefe günü ilim öğrenen kimse rahmet denizine dalar. Oturduğu zaman rahmete boğulur. Arş, kürsi ve cümle melekler kendisine istiğfar eder, af edilmiş olarak evine döner.”(tefciruttesnim fi kalbin selim 2/739-740)

Yahya bin Muhammed rahimehullah şöyle anlatıyor;

“bir bacanağım vardı. Mekke’ye gidiyorduk. Ramazan ayının bitmesiyle insanlar orucu bıraktı. Ama o bırakmadı, on günlük oruca başladı. Kendisine:

-          Bu şiddetli sıcağı olan yerde de mi oruç tutuyorsun? Diye sordum. Şöyle cevap verdi:

-          Arefe günü oruçlu olarak ölmek, bana bin kere nafile hac yapmaktan daha sevimlidir.

Farz olan haccını da yapmıştı. Arafat’ta vakfede iken çok susuz kaldı ve vefat etti. Orada bulunan topluluk cenaze namazını kıldı ve Mina’ya defnetti.

Kendisini rüyamda gördüm. Etrafında cariyeler, her cariyenin elinde de içinde su bulunan nurdan bardaklar vardı.

-          Bu cariyeler kim? Dedim,

-          Hur-il iyn, dedi.

-          Bardaklarda ne var? Dedim,

-          Kevser suyu, dedi.

-          Nereden (hangi sebeple) bunlar? Dedim,

-          Ben sana ‘arefe günü oruçlu olarak ölmek bin kere nafile hac yapmaktan bana daha sevimlidir’ diye söylemedim mi? Ey Yahya! Arefe günü orucunu bırakma. Çünki o ahirette emniyeti tebliğ eder. Dedi.” (tefciruttesnim fi kalbin selim 2/758)

Cenab-ı Hakk hakkı ile ihya edebilmeyi nasip eylesin…

Zilhicce ayında, arefe  günündeyapılması tavsiye edilen ibadetler;

·         Zilhicce ayında iki namaz vardır;

Birincisi; arefe gecesindedir, 100 rekat namaz kılınır. Her rekatta, bir fatiha, üç ihlası şerif okunur.

İkincisi; arefe günündedir. İki rekat namaz kılınır. Her rekatta, her birinde besmele ile beraber üç fatiha okunur. Fatihalardan sonra “amin” denilip üç “kul ya eyyühel kafirun…” üç ihlası şerif okunur. (tefciruttesnim fi kalbin selim2/754)

·         Arefe günü şu duayı çok okumalıdır; “allahümme a’tık rekabetî minen nar, ve vessiıgli miner rızkıl halal, veagsımnî min fesakatil cinni vel insi ya Alîm’ü  ya Kadîr, iğfir lî ve livalideyye inneke alâ külli şey’in kadîr.

Manası: Allah’ım! Beni cehennemden azad eyle, rızkımı helalinden bol eyle ve kudret sahibi olan rabbim, beni, anamı-babamı af eyle. Ya Alim ya Kadir, Muhakkak sen her şeye kadirsin.  (tefciruttesnim fi kalbin selim2/740)

·         İbn-i abbas ve ibn-i mes’ud’dan

“hiçbir kul yoktur ki, arefe günü şöyle dua etsin, sonra Allah’tan bir şey istesin de Allah onu vermesin. (mutlaka verir)

‘sübhanellezi fis semâi arşuh

Sübhanellezi fil berri kazâüh

Sübhanellezi fil bahri sebîlüh

Sübhanellezi fin narî sultanüh

Sübhanellezi fil cenneti rahmetüh

Sübhanellezi fil kıyameti adlüh

Sübhanellezi rafeas sema

Sübhanellezi besetal arz

Sübhanellezi lâ melcee velâ mencee minhü illa ileyhi..’

·         Rivayete göre;

Hızır ve İlyas as her sene Mescid-i Hayf’de bir araya gelirler. Yiyecekleri, mantar ve kerevizdir. Beş kelime ile birbirlerinden ayrılırlar ve bu arefe günü olur. Kim bunları söylerse yüz ihtiyacı giderilir ki bunlardan sekseni dünya ihtiyaçlarından, yirmisi de ahiret ihtiyaçlarındandır.

Bu beş kelime şunlardır;

Bismillahi mâ şaallah lâ yasrifüs sûe illallah

Bismillahi mâ şaallah lâ yesûkul hayra illallah

Bismillahi mâ şaallah lâ Lâ havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. ((tefciruttesnim fi kalbin selim2/740-741)

·         Hazreti ali ra’dan;

“her arefe günü akşamı Cebrail, Mikail, İsrafil ve Hızır as Arafat'ta bir araya gelir;

Cebrail as; “Mâ şâ Allah lâ kuvvete illa billah” der.

Mikail as;  “Mâ şâ Allah Küllü nimetin fe minallâhi ekber” ekler.

İsrafil as; “Mâ şâ Allah el-hayru küllühû bi yedillâh” ilave eder.

Hızır as’da bunlara; “Mâ şâ Allah Lâ yedfeu s-sûe illallah” sözünü ilave eder.

Denildi ki; kim bu sözleri arefe günü ve gecesinde okursa isteyenlerin istedikleri kendisine verilir.

·         Abdullah bin yahya bin abbas babasından, o da dedesinden nakletti:

Arefe günü Rasûlullah’ı sav gördüm. Sözlerinin ekserisi şu idi:

“şehidallahü ennehû lâ ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ilmi kâimen bil kıst, lâ ilahe illa hüvel azîzül hakîm.” (tefciruttesnim fi kalbin selim 2/757)

 

0 yorum:

Yorum Gönder